Hak, Hukuk Ve Adalet; İktidar Mücadelesinin Veya Siyasi Tercihlerin Konusu Olamaz

İstanbul seçimlerinin iptali konusunda Demirel ne derdi? Bunun için Demirel’in, ‘Yasaksız Türkiye’ ve ‘Konuşan Türkiye’ mücadelesine bakmak gerekecek.

Demirel, 1980 ihtilali sonrasında siyasi yasakların kaldırılması mücadelesi içindeki arkadaşlarına “İnançlı ve kararlı olmayı, pes etmemeyi ve müşküllerden yılmamayı telkin ederken bu telkinini şu gerekçelere dayandırıyordu:

“Binaenaleyh, biz haklıydık, yılmamalıydık, bezmemeliydik, haklı olan mutlaka galip gelecektir; şartlar ne olursa olsun. Hakkı mağlup etmek mümkün değildi.

Sonra, biz kendi şahsi kavgamızı yapıyor değildik. Elinden alınan hak, millete ait bir hak. Eğer benim seçilme hakkımı alıyorsa, benim seçilme hakkımı alıyor değil, milletin, bana görev vermek istediği zaman onun seçme hakkını elinden alıyor.” (5 Kasım 1994-Köşk’te mülakat)

Demirel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilmesini seçme ve seçilme hakkının ihlali olarak görürdü.

Demirel, demokrasinin kavramlar, kurumlar ve kurallar rejimi olduğuna ve bu rejimin en önemli aracının da seçim olduğuna inanırdı. Bu iptal kararının, seçimle gelinecek yerlere geliş ve gidişte kuralların işlemediğine ve işlemeyeceğine dair bir izlenim doğurmasından ve bunun da demokrasiye zarar vermesinden korkardı.

Demirel, 28 Nisan 1987’de Artvin’de yaptığı konuşmada şunları söylüyordu: Ülkeyi yönetenler, kendilerini ‘En büyük’ sayarlarsa, oturdukları kol­tuktan kalkmamak için her şeyi yapacaklardır. Hakkı, hukuku, adaleti; bir gerekçe bulup çiğneyebileceklerdir. İktidarlarını devam ettirmek, iktidarda kalmak uğruna girişecekleri ha­reketler; iktidarlarının ömrünü kısaltacaktır.

Tarih, hep bunlara şahit olmuştur.”

Demirel, Yasaksız ve konuşan Türkiye’ye giden yolda hep şunu savunmuştur:

“Hak, hukuk ve adaletin savunulması bir parti işi değildir. Bu mesele vicdanı ve adalet duygusu olan hiç kimsenin “neme lâzım” diyemeyeceği ve partizanca davranamayacağı bir meseledir.

Hak, hukuk ve adalet; iktidar mücadelesinin veya siyasi tercihlerin konusu olamaz.

Hak, hukuk, adalet bütün partilerin varlık nedenidir ve partiler bunun için vardır. Siyaset de, bunun için vardır. Hak, hukuk ve adaleti savunmayan bir siyaset, entrikadır.”

Yüksek seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerinin iptali ve yenilenmesine ilişkin kararı hukuka aykırı, kamu vicdanına sığmayan ve izahı olmayan bir karardır.

İlim sahipleri bu kararı ‘duruma özel bir karar’ olması nedeniyle hukuka aykırı buluyor.

İrfan sahipleri de “Ekrem İmamoğlu yerinde Binali Yıldırım olsaydı bu seçim iptal edilmezdi. Binalı Yıldırım’ın mazbatası elinden alınmazdı,” diyor.

SODEP ve Doğru Yol Partisi’nin 1983 seçimlerine -Kenan Evren istemediği için- sokulmaması ve yapılan itirazların YSK tarafından “günün şartları” ve ‘durumun nazikliği” gerekçesiyle ret edilmesi ile bu karar aynıdır.

YSK aldığı bu kararla “bizi burada tutan kuvvet böyle istiyor,” “şartlar bunu gerektiriyor” demiştir.

Onun içindir ki, bu kararı verenler gerekçe bulmakta, aldıranlar da izah etmekte bir ahtapotu filenin içine sokmaya çalışanlarla aynı zorluğu yaşıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar olmuyor, ahtapot fileye girmiyor.

Haksızlık yapmak, kul hakkı yemek vicdan sahibi herkesi rahatsız eder. “Allah kul hakkını affetmez,” diyerek kul hakkı yemekten korkarak büyüdük biz. Bu topraklarda yaşayanların en çok kullandığı kelimedir vebal… “Vebali boynuna,” deriz, vebal almaktan korkarız.

23 Haziran seçimleri Binali Yıldırım-Ekrem İmamoğlu mücadelesi değildir. Nefsinin peşine düşenle, hakkını arayanın mücadelesidir.

Bu mücadelede Ekrem İmamoğlu’nun yanında olmak demek; doğrunun, hakkın ve haklının yanında olmak demektir.

Etnik kökeni, inancı, sosyal, ekonomik ve politik konumu ne olursa olsun herkesin bu oyunu bozması gerekiyor.

İstanbullu bu oyunu bozduğu zaman kazanan CHP olmayacak, kazanan Ekrem İmamoğlu olmayacak, kazanan İstanbul olacak, kazanan demokrasi olacak, kazanan hak, hukuk, adalet olacak, kazanan tüm Türkiye olacaktır.

Demokrasimiz güçlenecek, birlik ve beraberliğimiz pekişecek, Türkiye ittifakına giden yolun kapıları açılacaktır.

One Reply to “”

  1. Merhum Cumhurbaşkanımıza ALLAH CC rahmet ve mağfiret eylesin inşaALLAH…
    Büyük Türkiye sevdalısı, Büyük Devlet ve Siyaset Adamı idi.
    Günümüz siyasetinin ihtiyaç duyduğu siyaset ve devlet adamı örneği…

    Beğen

Yorum bırakın