İstanbul -23 Haziran’da- artık Türkiye’dir!

Allah biliyor, biz kulları da biliyoruz ki İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’dur.

Devletin gücünü kullanarak İmamoğlu’nun mazbatasını elinden alanlar 23 Haziran’da bunu seçmene tasdik ettirmek istiyorlar. 23 Haziran’ın anlamı budur.

Peki, bu hangi vicdana sığar? Bu haksızlık değil mi? Bu adaletsizlik değil mi?

Seçimi iptal ettirenler, İstanbul seçmeninden bu haksızlığa ve adaletsizliğe ortak olmasını istiyorlar, kul hakkı yemesini istiyorlar. Haksızlık yapmak, kul hakkı yemek bazılarını rahatsız etmiyor belli ki, ama vicdan sahibi herkesi rahatsız edecektir.

Vicdan ki en büyük mahkemedir. Vicdan ki en büyük şahittir.

Demirel Der ki: “Ortada haklılık ve haksızlık var. Ülkeyi yönetenler haksızlığı savunuyor. Siz hakka sahip çıkın. Türk demokrasisinin geleceği ellerinizdedir. Türk demokrasisine güç ve kudret kazandıralım. Türk vatandaşı seçme hakkını, ipotekten kurtaracaktır.” (1 Ağustos 1987)

Bun nedenledir ki bu seçimin tarafları siyasi partiler, etnik kökenler ve inançlar değildir. Taraflar haktır, hak­sızlıktır. Haksızlığa karşı çıkmak, herkesin vicdan borcudur, adaletsizliğe karşı çıkmak, herkesin vicdan borcudur.

Bu bir demokrasi mücadelesidir, devleti hukuk devleti yapma mücadelesidir.

Demirel Der ki: “Reyinize ve seçtiklerinize sahip çıkınız.Sahip çıkınız ki, iradenizin üstünlüğü korunabilsin.” (23 Ağustos 1987)

Bu bir fazilet mücadelesidir. Onun içindir ki Türkiye bu seçime kilitlenmiştir. Onun içindir ki vicdanlar rahatsızdır, vicdanlar teyakkuzdadır.

Demirel Der Ki; “Milletimiz bir haksızlığa alet edilmek isteniyor. Ona mani olabilirsek, görevimizi yapmış oluruz. Gayretimiz bundandır. (27 Ağustos 1987)

23 Haziran seçimlerinde tercih edilecek olan bir parti değildir, Ekrem İmamoğlu- Binali Yıldırım da değildir.

İstanbul seçmeni nefsinin peşine düşenle, hakkını arayan arasında bir tercih yapacaktır.

Bu tercihi sadece İstanbul için de yapmayacaktır. İstanbul artık Türkiye’dir.

Türkiye bir hukuk devleti olsun mu olmasın mı? İstanbul buna karar verecektir.

Bu ülkede hak, hukuk, adalet ve eşitlik olsun mu, olmasın mı? İstanbul buna karar verecektir.

Millet kendi kaderini, kendisi mi tayin edecek yoksa kaderine razı mı olacak? İstanbul buna karar verecektir.

Demokrasiyi istiyor muyuz? İstemiyor muyuz? İstanbul buna karar verecektir.

Mesele bu kadar net ve basittir. Onun içindir ki dünyanın gözü buraya çevrilmiştir ve Türkiye’nin kalbi burada atmaktadır.

Son söz Demirel’den:Millet, kendi iradesini bizzat kendisi geçersiz hale getirmeyecektir. Türkiye’de sağduyu ve vicdan vardır. Her türlü baskı ve demagojiyi işlemez hale getirecektir.” (23 Haziran 1987)

Yorum bırakın