9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 13 Şubat 2010 tarihinde İstanbul Teknik Üniversiteliler Birliği’nde düzenlenen söyleşiye katılmış gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş ve katılımcıların sorularını yanıtlamıştı.
Bir katılımcının, Türk Silahlı Kuvvetleri, siyasal iktidar ve halk arasında yaşanan ve malum davayla da şekillenen tarihsel süreci nasıl değerlendirdiğine ilişkin sorusunu şöyle cevaplamıştı:
– Türkiye uzun zamandır demokrasiyi oturtmaya çalışıyor. Demokrasiyi oturtmaya çalışırken birtakım müdahalelerden geçti. Bizde bunların hemen hemen tümüne muhatap olduk. Bütün bu muhatap olduğumuz hadiselerde bir kurum olarak askerle, askerin içerisindeki yöneticileri birbirinden ayırdık.
Biz -kurum olarak- askere bir ülkenin her zaman ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz ve bir ülke asker kurumunu mutlaka güçlü tutmak mecburiyetindedir, prestijli tutmak mecburiyetindedir, itibarlı tutmak mecburiyetindedir.
Onun içindir ki, biz gerek 1960 sonrasında, gerek 1971 sonrasında, gerek 1980 sonrasında pek çok ıstıraplara, pek çok sıkıntılara, pek çok üzüntülere katlanmış olmamıza rağmen, halkla asker kurumunu karşı karşıya getirmedik.
Sivil bir iktidar için asker yönetmek bir sanattır.
Hz. Ali’nin El Haris’i Mısır’a vali tayin etmiş ve ona mektup yazıyor, diyor ki, “Askerlere çok sert muamele etme, prestijleri kırılır savaşamazlar, çok yumuşak muamele etme, itaatsiz hale gelirler, gene savaşamazlar.”
Asker senin askerin, onun ikinci bir hükümeti yok, senin de ikinci bir askerin yok.
Üniversiteyi de anlayacaksınız, Askeri de anlayacaksınız, hâkimi de anlayacaksınız. Bunların tümünden millet menfaatini çıkaracaksınız.
Avrupa’ya, “Ey Avrupalılar görüyor musunuz, biz böyle milleti vasisi haline gelmiş, ikide bir müdahale eden, kendisine sorulmadan hiçbir şey yapılamayan Türk Silahlı Kuvvetlerine hazır ol dedik durdu, rahat dedik rahat etti, otur dedik oturdu, kalk dedik kalktı. Gördünüz mü, nasıl bir sivil otorite tescil ettik?” dedirtmek için bunları yapıyorsanız bunlar yanlıştır.
Türkiye yakın tarihinin çetrefil noktaları var. Bunlar siyah-beyaz sentezi değil, bunları iyi anlamak lazım. Askersiz bir ülke olmaz, askerinizi iyi anlayın ve askerinizi onurlu tutun, askerinizin prestijini sarsmayın.


