- 15 Temmuz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik bir darbe girişimidir.
Aklını, iradesini, beynini bir kişiye ipotek edenlerin kalkışmış olduğu bu darbe kanıyla, canıyla millet tarafından püskürtülmüştür.
Bu kalkışmayı sadece Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve hükümete karşı yapılmış gibi gösterme çabaları Ak Parti oylarını ve seçmenini toplu ve canlı tutma amacına yöneliktir. Bir diğer amacı da “darbe bize yapıldı darbe sonrasını da biz dizayn ederiz,” düşüncesine haklılık kazandırmaktır.
Ülkemiz cumhuriyet tarihinin en önemli tehlikesini yaşamıştır. Türkiye uçurumdan dönmüştür, tehlikenin büyüklüğünü anlamamak ancak buradan siyasi bir çıkar hedeflemekle mümkündür.
- Askeriyede elde ettikleri mevzileri kaybetme korkusuyla planladıkları zamandan ve vakitten önce harekete geçtikleri anlaşılıyor. Ülke yönetimine bütünüyle el koyamayacaklarını biliyorlardı. “Yola çıkalım arkası gelir,” dediler, arkasından ne gelirse – bugünkü durum dahi- arkalarındaki gücün işine geliyordu.
Ordu içindeki Atatürk, laiklik ve Cumhuriyet hassasiyetine, hükümet karşıtlarına ve toplumdaki kutuplaşmaya güvendiler. Ancak bu kesimlerin de demokratik sistemden yana tavır koymaları nedeniyle amaçladıkları bölünmeyi gerçekleştiremediler.
- “Menderes’e sahip çıkamayan halk bize sahip çıktı,” “şapkamızı alıp gitmedik,” gibi sözlerle darbe kahramanlığı yapmak isteyenler görülmektedir.
15 Temmuz bir askeri darbe kalkışması değildir, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül zincirinin değil, Kuleli vakası, 31 Mart, Şeyh Sait, Menemen zincirinin devamıdır. Genelkurmay’da, Akıncı Üssü’nde ve diğer noktalarda askerlerle hareket eden ve yönlendiren sivilleri unutmamak gerekir.
Ordumuzun üst komuta kademesinin içine düştüğü –zaafiyet, acziyet ve suçluluk- durumundan yararlanarak askerin emir komuta zincirini ve disiplinini bozmak ve ordu üzerinde siyasilerin ağırlığını artırmak yanlıştır.
Merhum Demirel’in de dediği gibi bir ülke asker kurumunu mutlaka güçlü tutmak mecburiyetindedir, prestijli tutmak mecburiyetindedir, itibarlı tutmak mecburiyetindedir.
- “FETÖ’nün bugünlere gelmesinde eski iktidarların da suçu vardır,” demek bugünü de kimseyi de kurtarmaz. Eskiler bunları bilerek ve isteyerek devlete yerleştirmemiştir. Eskiler bunlarla işbirliği yaparak sistemi ve kurumları dizayn etmemiştir. Ve en önemlisi eskiler bunlarla aynı menzile yürümemiştir.
- Bir kişiye itaat ve sadakat göstermenin yanlışlığını ve tehlikesini iyi anlamalı ve idrak etmeliyiz.
Eğer itaatimiz ve sadakatimiz kişilere olursa, ne olduğunu gördük. 15 Temmuz gecesi halkın üstüne bomba yağdıranlar işte böyle kölelerdir.
İtaat mi? Hukuka itaat edelim. Sadakat mi? Cumhuriyete sadakat gösterelim. Bağlılık mı? Anayasaya bağlı kalalım.

