“Susamam” Dediler “Olay” Oldu!

Bir grup müzisyen bir araya geldi ve haksızlığa, eşitsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe, vicdansızlığa, adaletsizliğe isyanlarını iki rap şarkıyla dile getirdiler. “Susamam” dediler “Olay” oldu. Beğenenler oldu kızanlar oldu, şarkıların sahiplerini dillendirdikleri haksızlıklara sessiz kalan/sebep olanlar arasında görenler oldu.

“Şarkıyla müzikle bu işler olmaz,” diyenler de oldu. Neyle olur peki? Adamlar müzisyen ne yapacaklar başka? Kim ne yaptı? Kimin kime ne demeye hakkı var, yüzü var? Bu işler bu noktaya gelene kadar kimin sesi çıktı? Hiç kimsenin…

“Şimdiye kadar neredeydiniz?” diye soranlar oldu. Bu soruya Demirel’in anlattığı şu anekdotla cevap vermek mümkün:

“Kruşcev, 1956 yılında Komünist Partisi’nin 20’nci kongresinde kendinden önceki devri eleştirmeye ­-ki o rejimde kendinden evvelki devirlere bir şey söylemek mümkün değildir- karar vermiştir ve kürsüye çıkmıştır. Uzun uzun Stalin dönemini eleştirmiştir ve ağır şekilde yermiştir.

Kongre konuşmasının bir yerinde, dinleyicilerden birisi Kruşcev’e bir kâğıt göndermiş, Kruşcev kâğıdı almış, okumuş, “Bu kâğıdı kim gönderdi?” diye sormuş. Kocaman salondan hiç ses seda çıkmamış. Kruşcev, tekrar sormuş, yine ses çıkmayınca kâğıdı okumuş. Kâğıtta şöyle yazıyormuş: “Sen bu söylediklerini daha önce neden söylemedin, yani o devirlerde neden söylemedin, sen o devirlerde neredeydin?”

Kruşcev, demiş ki; “Mademki bu kâğıdı yazan ortaya çıkmadı, bana soruyor sen neredeydin diye, ben söyleyeyim. Sen, şimdi neredeysen, ben de o zaman oradaydım.” (“Liderlik 2000″konferansı-14 Kasım 2000–İstanbul)

Bu yazıya konu olan iki rap şarkıda dile getirilen isyanı da buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum. Çünkü bu isyan gençliğin isyanıdır. Duymak lazım, hem de zamanında duymak lazım. Bakınız ne diyorlar:

  • Ben sesiyim kayıp neslin, sansürü olamam ayıp resmin
  • Üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil
  • Ben mezun oldum /Yarattığınız sistem yüzünden bi’ serseriyim
  • İsteseler biter ama sanma kimse çıkar, bunla başa çünkü kazandırır para olay

Bugünün gençleri, umutsuzlar ve öfkeliler. Dünyadaki benzerleriyle aynı imkânlara sahip olmak istiyorlar. Önceki nesillerin yanlış tercihleri nedeniyle onlar gibi yaşayamadıklarını düşünüyorlar. Ne “kader” ne de “Coğrafya kaderdir,” deyip geçmiyorlar ve geçmeyecekler.

Hiç kimsenin kendini öteki hissetmediği, herkesin her yerde insanca yaşadığı, herkesin her yerde, hak ve fırsatta, nimet ve hizmette eşit olduğu, sadece insanların değil, ağaçların, kuşların, balıkların, hayvanların, derelerin, ırmakların da hakkı ve hukukunun korunduğu bir ülke özlemi içindeler.

Bu özlemi bilen çağın gidişatını ve çağın devletini anlayan, iyi yönetimi arayan bir siyaset anlayışı gerekiyor.

Bir sonraki seçimin ve kurultayın hesabını yapan, gözü ve kulağı rakibinde ve liderinde siyaset yapan ve buna göre mevzi alan siyaset esnaflarıyla bu iş olmaz.

Bize, içinde yaşadığı toplumun zorluklarını, acılarını yüreğinde hisseden, içi yanan, isyan eden, gençlerin halinden anlayan, bir yoksul gördüğünde, bir haksızlığa şahit olduğunda sırtına bıçak saplanmış gibi hisseden siyasetçiler lazım.

Vaktimiz daralıyor, umutlar kayboluyor.

One Reply to “”

  1. Nisâ 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (HALİFEYE) de itaat edin.. HALİFEYİ TAKİP EDİN…ALLAHIN İTAAT ET,TAKİP ET DİYE EMRETTİĞİ HALİFEYİ TAKP ETMEYENİN,İBADETLERİ VE MÜSLÜMANLIĞI GEÇERSİZDİR.

    Beğen

Yorum bırakın