İYİ Parti, gelişen olay ve durumlara göre pozisyon alan ve kendisine anahtar rolü biçen bir parti midir?
Yaşanan bunca haksızlığa, eşitsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe, vicdansızlığa, adaletsizliğe karşı dile getirecek isyanınız, söyleyecek sözünüz yok mu?
Yoksa sizin için önemli olan başkanlık divanında, Genel İdare Kurulunda kimin olacağı ve kimin milletvekili seçilecek sırada olması mıdır?
Görünen odur ki parti yönetiminin ve milletvekillerinin bir kısmının gönlü hala MHP’de, bir kısmının gözü AKP ile ittifakta, bir kısmı da “aman ağzımızın tadı bozulmasın,” modunda siyaset yapmakta, kurultay ve olası bir seçime göre mevzi almaktadır.
Bu ülkede 8 milyon işsiz, 7,5 milyon yeteri kadar beslenemeyen ve ısınamayan çocuk var. Türkiye nüfusunun yüzde 14’ü sürekli yoksulluk çekiyor. Nüfusun, yüzde 70’nin borcu var. ‘Ciddi maddi yoksunluk’ yaşayanlar ise nüfusun yüzde 29’unu oluşturuyor. Bu tablo sizi rahatsız etmiyor mu?
İyi Parti’nin -yeni bir parti olarak- bu ülkede hiçbir kuruma, güce ve güçlülere bir borcu ve gebeliğinin olmaması gerekir. “Sadece yoksulluk ve haksızlık içinde yaşayan kitlelere ve daha iyi bir hayat isteyen gençlere karşı borcumuz var,” diyerek korkmadan çekinmeden adaletsizlik yaratan ne varsa, hangi kurum varsa üzerine gitmeniz gerekmez mi?
İYİ Parti, Sayın Devlet Bahçeli’ye ve onun parti yönetim anlayışına tepki amacıyla kurulmuş bir küskünler ve kızgınlar hareketi midir? İyi Parti’nin geleceği MHP ile birleşmek midir?
Siz “Dur bakalım ne olacak?” diyerek siyaset yapılabileceğini mi zannediyorsunuz?
Demirel der ki; “Siyaset, ‘Dur bakalım’a müsaade etmez. Bir kişi çıkar, oyunları hesapları tersine çevirir.”
“Şunu dersek, şu kişi veya partiyle beraber olursak şu şekilde damgalanırız,” gibi korkularla siyaset yaparak hem Sayın Erdoğan’ın belirlediği alanda kalır hem de korktuğunuza uğrarsınız. Ortama ve şartlara uymaktansa bu ortamı değiştirmek, sizi başkalarının tarif etmesi yerine kendinizi anlatmak gerektiğini bilmiyor musunuz?
Demirel der ki: “Kendisini başkasına idare ettiren siyasi yönetim bir yere varamaz. Siyasi yönetim kendi kaderini kendisi çizer.”
“Yüzde 65 milliyetçi, muhafazakâr bir taban var,” diyerek, bu tabandan oy almak için Ak Parti ve MHP’den daha milliyetçi, daha muhafazakâr gözükmek yerine kendi milliyetçilik ve muhafazakârlık anlayışı ve farkınızı ortaya koysanız daha doğru olmaz mı?
Ortada 5 milyon seçmeni olan bir parti var. Seçmen var ama partili yok. Tüzük değişiklikleri yaparak, Genel idare Kurulu ve Başkanlık Divanında kimin olacağını belirleyerek size oy veren seçmeni İyi Partili yapacağınızı mı zannediyorsunuz?
İyi Parti’nin kentlerde yaşayan, dünyayı bilen ve tanıyan, iyi eğitim almış kesimlere, “Hira Dağı kadar Müslüman Tanrı Dağı kadar Türk” olmayan vatanseverlere söyleyecek bir sözü yok mu?
Bugünün gençlerinin milliyetçilik anlayışının dünyanın her yerinde pasaport polisinin önünde dimdik durabilme milliyetçiliği, dünyadaki benzerleriyle aynı imkânlara sahip olma, iyi yaşama, Türk algısının itibarının artmasını isteme milliyetçiliği, dünyada söz sahibi olma isteğine dayalı bir milliyetçilik olduğunu görmüyor musunuz? Yaptırdığınız anketler ne diyor?
İYİ Parti’de Türklük, vatanseverlik, milliyetçilik tanımını yapanlar, standardını koyanlar, Türkiye’nin sadece bu standartlara uygun bireylerden oluşması halinde daha zengin, daha huzurlu, daha güçlü olacağını, bütün anlaşmazlıkların, gerginliklerin ortadan kalkacağını mı zannediyorlar?
Vatandaşlarımız arasındaki kültür, düşünce, inanç, dil ve köken farklılıklarını üniter devlet için bir zaaf, bir tehlike olarak mı görüyorsunuz
İyi Parti’nin kapıları, bu topraklar üzerinde bir arada durabilme ve birlikte yaşama iradesi ve isteği olan, “Bu böyle gitmez, bu gidiş doğru gidiş değil, bir şeyler yapmak lazım,” diyen herkese açık mıdır?
Milliyetçi ve muhafazakâr olmayanlara, liberal demokrat veya sosyal demokratlara partinizde halen yer var mı?
Bakınız Demirel ne derdi: “Duvarcı ustası taş ziyan etmez.”


One Reply to “”