
1 Kasım’da 95. doğum gününü kutlayacağımız Demirel, 96. yıl dönümünü kutladığımız cumhuriyetten ne anlıyordu? Biz ne anlamalıyız? Ne yapmalı, neye dikkat etmeliyiz? Hem bu soruları cevaplamak hem de Merhum Demirel’i anmak için şu sözlerini hatırlamak gerekir:
– Isparta’nın İslamköy’ünde doğan bir çiftçi çocuğunun genel müdür, başbakan, cumhurbaşkanı olabileceğini göstererek cumhuriyetin bu ülkede yaşayan herkesi birinci sınıf vatandaş gördüğünü ve fırsat eşitliği sağladığını ispatlamış biri olarak, cumhuriyetin erdemini temsil etmekteyim.
– Cumhuriyet bizim önümüzü açmıştır, bize yollar açmıştır.
– Ben Cumhuriyet inancı içerisindeyim. Cumhuriyetin bu ülkeye ne kazandırdığını en iyi bilenlerdenim. Meclis kürsüsünden çıktım dedim ki; “Ben köylüyüm, Cumhuriyet olmasa ben zaten buralara gelemezdim.”
– Cumhuriyet, evvelâ bir hürriyet ve bağımsızlık hareketidir. Sonra da bir uygarlık hareketi, bir uygarlık mücadelesidir.
– Cumhuriyet, âlicenap bir idarenin adıdır. Türkiye, okulu, yolu, suyu, ışığı ve sağlık hizmetlerini her yere ulaştırmıştır.
– Cumhuriyet, cehalete, yoksulluğa, çaresizliğe ve karanlığa karşı bir büyük meydan okumadır.
– Cumhuriyet hiçbir şeyi olmayan Türkiye’den her şeyi olan Türkiye’ye gelme mücadelesidir.
– Cumhuriyet, eşitlik, özgürlük ve uygarlıktır; insanlık onurunu her şeyin üstünde tutmaktır. Cumhuriyetin temelindeki iddia, vatandaşlarını, çağdaş bir devletin vatandaşı yapmaktır.
Demirel,Osmanlı aydını ve devlet ricalinin 1800’lü yıllardan başlayarak devletin bekası ve geri kalmışlığın çaresini aradığını, Atatürk’ün bu arayışları bir sonuca ulaştırdığını belirtiyor ve bu arayışları şöyle özetliyor:
– İslam’ı fukaralığın sebebi gibi olarak görenler, çağdaşlaşmayı batılılaşma olarak görüp, “Batı’nın her şeyini alalım,” diyenler, “Çağdaşlaşalım ama kendi manevi değerlerimizi muhafaza edelim,” diyenler, Türkçüler, Osmanlıcılar çeşitli düşünceleri savunagelmişlerdir.
Atatürk’ün kurduğu devlet, Türkiye sınırları içerisindeki herkesi Türk milletinin ferdi ve Türkiye’yi herkesin vatanı sayan laik ve milli devlet kavramı, bugünkü demokratik hukuk devleti niteliği ile erişebildiğimiz en sağlam sentezdir.
Kültürümüzü, harsımızı, tarihimizi, millî ve manevî değerlerimizi koruyan, aynı zamanda üniversal değerlere, çağdaşlığa sâhip çıkan bu sentez, aklidir ve barışçıdır.
Demirel, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ayakta durması ve çok şeyi başarmasının Atatürk’ün devletin temeline koyduğu prensipler ve ilkeler sayesinde gerçekleştiğini düşünmektedir.
– Atatürk sadece vatanın düşman işgalinden kurtarılmasına ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına önderlik etmekle kalmamıştır. O yeniden hayat kazanan milletimize dünya üzerinde layık olduğu şekilde var olmasının yolunu da göstermiştir.
Türkiye, cumhuriyet sayesinde evrensel hukuk prensipleriyle buluşmuştur. Bu, Atatürk’ün eşsiz dehasının en parlak ürünüdür.
Irk, dil, din, mezhep ve cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm yurttaşların eşitliği ve özgürlüğü fikri; din ve vicdan hürriyetini de teminat altına alan laiklik anlayışı ve üniter devlet yapısı, demokratik cumhuriyet misakının temelini oluşturmaktadır ve milletimizin vazgeçilmez müştereğidir. Bu unsurlardan, bu masayı tutan ayaklardan bir tanesinden vazgeçilirse masa devrilir.
Türkiye, cumhuriyetin, demokrasinin, laikliğin, Müslümanlığın ve çağdaşlığın bağdaştığını göstermek gibi büyük bir iddiayı hayata geçirmeye çalışıyor. Bu, bir büyük uzlaşmadır. Bu büyük uzlaşma, güçlü iç barış ve dayanışma demektir. Bunda herkesin yararı vardır. Herkese birden sesleniyorum: “Bu dayanışmayı kuralım ve koruyalım!”

