Turgut Bey’e -Ailesinden Sonra- En Yakın Bendim

Bedri Koraman- Milliyet-8.12.1991

17 Nisan 1993 Türkiye Cumhuriyetinin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm yıldönümüdür. Allah Rahmet eylesin. Bir Cumartesi günü idi, eşim ve ben Başbakanlık Konutu’nda idik. Başbakan Demirel Ankara dışında olduğunda Özel Kaleminden iki kişi konutta bulunur diğerleri izinli olurdu. O gün biz vardık. Demirel Aydın’da idi. Sabah 10.00 sularında telefon çaldı eşim açtı. Arayan Başbakan Demirel’in doktoru Osman Müftüoğlu idi. Osman Hoca, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın hastaneye kaldırıldığını, doktorların kendisini yaşama döndürmeye çalıştığını ve bu haberin hemen Başbakan Demirel’e iletilmesi gerektiğini söyledi.

Sonrasını Demirel, anlatıyor:

17 Nisan günü Aydın Meydanı’nda Aydınlılara hitap ettiğim sırada önüme gelen bir mesajla Özal’ın rahatsızlandığını öğrendim. Hemen sözlerimi -etrafı paniğe de kaptırmadan- tamamladım ve vilayet konağına gittim. Oradan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Yüksel Bozer ile konuştum. Bana “Gayret sarf ediyoruz,” dedi ama ben anlatış tarzından ümitsiz olduğunu anladım.

Süleyman Demirel – Turgut Özal serencamına ilişkin notlar: 

1952 yılında Elektrik İşleri Etüt İdaresinde Keban Barajı’nın projesini birlikte yapıyorlar.

Süleyman Demirel, 1965 yılında ilk hükümetini kurunca Özal’ı önce müşavir yapıyor sonra DPT Müsteşarlığına getiriyor.

1977 seçimlerinde Demirel Özal’ı Kayseri’den milletvekili adaylığı için düşünürken Özal MSP’den İzmir milletvekili adayı oluyor ama kazanamıyor.

1979 yılı sonlarında Demirel azınlık hükümeti kuruluyor, Özal’da DPT ve Başbakanlık Müsteşarı oluyor. 1980 darbesine kadar sürüyor.

1980 ihtilali sonrasında Demirel Hamzakoy’da iken Özal, o günkü hükümette görev alayım mı, almayayım mı? diye Demirel’e soruyor. Demirel, “Devlet bizimdir,” diyerek görev alması lazım geldiğini söylüyor.

Demirel, Vehbi Koç aracılığıyla Kenan Evren’e mesaj göndererek, askerin kendi içinde nifak yaşamaması için bir an önce yönetimi sivillere bırakmasını, 24 Ocak kararlarının sürdürülmesini ve Özal’a sahip çıkılmasını tavsiye ediyor.

Demirel-Özal arasındaki soğukluk Merhum Özal’ın 1984 yılında eski dönemleri kötülemesiyle başlıyor. 1987 yılında siyasi yasakların kaldırılması için yapılan referandumda karşı karşıya geliyorlar.

1989 yılında yapılan Mahalli Seçimlerde ANAP’ın oyu yüzde 21’e düşüyor. Demirel,  bu halk desteği ile Cumhurbaşkanı olunamayacağını erken seçime gidilmesini istiyor ama Özal TBMM’deki çoğunluğuyla Cumhurbaşkanı seçiliyor. Demirel, Özal’ın Cumhurbaşkanlığını tartışmaya başlıyor.

1991 seçimleri sonrasında DYP-SHP hükümeti kuruluyor. Cumhurbaşkanı Özal, kararnameleri imzalamakta zorluk çıkarıyor. Hükümetin görevden aldığı bürokratları Köşk’e alarak adeta bir gölge hükümet kuruyor.

17 Nisan 1993 tarihinde Cumhurbaşkanı Özal vefat ediyor. Vefatının ardından -zehirlendiği gibi- çeşitli iddialar Özal ailesi ve çeşitli çevrelerce dile getirilmeye başlanıyor.

Süleyman Demirel, bu ve benzer tartışmalarla iddialara ilişkin şunları söylüyor:

– 17 Nisan günü Saat 14:26’da hakkın rahmetine kavuşmuştur. Bu tarihe kadar 16 ay beraberce devlet hizmeti yapmak imkânı olmuştur.

Kendisiyle 16 Nisan günü Saat 15:00-16:00 arasında Orta Asya gezisi dönüşünde görüşmüş, hem Orta Asya ve Kafkasya ahvali, hem de Türkiye’de olup bitenler üzerinde fikir teatisinde bulunmuştuk.

Ölümünden önceki o son konuşmamızda, “Bu sefer çok yoruldum.” dedi. Kendisine çok kilo almış olduğunu hatırlattım, “Ne yapayım, oralarda bize çok yemek yedirdiler,” dedi.

Kim niye zehirleyecek Özal’ı? Türk Cumhuriyetleri Birliği kuracakmış… Rahmetlinin böyle bir beyanı yok. Zaten imkân da yok. Adamlar bir büyük biraderden yeni kurtuldu.

Merhum Özal, üzüntülerimizi, sevinçlerimizi, lokmalarımızı paylaştığımız çok yakın arkadaşımdı. Türkiye’de kendi ailesinden sonra Turgut Bey’e en yakın bendim. Turgut Bey de bana en yakındı.

Siyasî kişiler sağ iken de tartışılır. Ebediyete intikal ettikten sonra da tartışılır. Siyasetin doğasında bu vardır.

Hükmü tarih verecektir.

Yorum bırakın