- COVID-19 salgını
Yavaş yavaş normalleşiyoruz.
İkinci dalga olacak mı? Bunu sıkça konuştuk.
- Türkiye Ekonomisi nereye gidiyor?
Salgının Türkiye ekonomisine etkisini azaltmak için alınan tedbirler ve açıklanan ekonomik paketi tartışmaya devam ettik. Ekonominin gidişatı kafalarımızı meşgul etti.
Ekonomi yönetiminin vatandaşa verdiğini iddia ettiği desteğe muhalefet, kredi vererek, borçları erteleyerek destek olunamayacağı şeklinde karşı çıktı.
Merkez bankasının para bastığı, kamu bankalarının kredi musluklarını açtığı, özel bankaların kredi vermekte sıcak davranmadıkları ve onlara baskı yapıldığı konuşuldu.
Türkiye’nin dış borç çevirme sorunu bulunduğu, IMF desteği yerine “swap” imkanlarını tercih ettiği bunun da derdimize çare olmayacağı dile getirildi.
Türk parasının değer kaybını önlemek için, yatırımcının döviz ve altını bir tasarruf aracı olarak kullanmasını engelleyici swap sınırlandırması, altın ve dövize vergi uygulanması tartışıldı.
- Erdoğan – CHP gerginliği ve kutuplaşma
Aslında buna gerginlik denmez çünkü CHP kanadı özellikle Kılıçdaroğlu Erdoğan’a cevap vermiyor. Aşağıdaki olayların tamamı Erdoğan’ın özelde CHP ile gerilimi artırmak genelde de biz-onlar ayrımını derinleştirmek için kullandığı birer malzemeden başka bir şey değil. Bunların üzerinde ayrı ayrı yoruma dahi gerek yok.
- Darbe iması/tehdidi,
- Van’daki PKK saldırısıyla CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı’nın tutuklanmasına neden olan iki olayın aynılaştırılması,
- İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin hazineye devri,
- CHP’li belediyelere engellemelerin her alanda ve açıkça artması,
- Sosyal medyada “yerlilik millilik” fişlemesi,
- FOX TV’ye, Halk TV’ye, Tele-1’e yayınları nedeniyle kesilen cezalar,
- Meslek odaları ve baroların yapılarını değiştirme çabaları
- İzmir’de cami hoparlörlerinden Çav Bella çalınmasına ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle CHP İzmir eski İl Başkan Yardımcısı Banu Özdemir’in gözaltına alınması,
- Erdoğan’ın kendisine hakaret eden 4 CHP’li hakkında suç duyurusunda bulunması,
- İyi Parti – HDP/Sırrı Süreyya Önder tartışması
Sırrı Süreyya Önder, İyi Partinin HDP ile kapı arkasında temas içinde olduğunu iddia etti. İyi Parti buna çok sert tepki verdi.
Akşener’in HDP’yi PKK’nın yanında konumlandırması sonrasında ona tepki için söylenmiş gözükse de bu iddianın asıl amacın CHP-İyi Parti bloku içindeki Kürt oylarının konuşulması ve tartışılmasını sağlamak, Kürt oylarının iki ittifak açısından önemini vurgulamak ve değerini artırmak olduğu düşünülmelidir.
- HDP’li belediye başkanlarının görevden alınmaları
İçişleri Bakanlığı, terör soruşturması gerekçesiyle HDP’li belediye başkanlarını görevden almaya devam ediyor.
6 milyon Kürt seçmenin kullandığı oya daha az saygınlık göstermek veya yok saymak girişimlerine muhalefet cılız bir tepki vermekten öte geçemiyor. Erdoğan muhalefeti o alana hapsetmeyi başarmış gözüküyor.
- Erken seçim ihtimali
Bahçeli yaptığı açıklamalarla yine kafa karıştırdı.
Devlet Bahçeli, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve TBMM İç Tüzüğü’nün değiştirilerek, milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili beklentilerin karşılanması, Siyasi Etik Kanunu ile meslek kuruluşları kanunu çıkarılması gerektiğini belirtmişti.
MHP liderinin bu çağrısının, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni kurulan partilerin seçime girmelerinde destek olabileceklerini söylemesi ile Meral Akşener’in Memleket Masası önerisinin hemen ardından gelmesi çeşitli şekillerde yorumlandı.
Bu açıklamalar erken seçimin işaret fişeği mi, erken seçimi önleme girişimi mi yoksa Ak Parti-MHP ittifakını tahkim etme çabası mı bence bunu ancak ve ancak ve sadece Devlet Bahçeli bilir.
Benim, Bahçeli’nin bu açıklamalarından aklımda kalan tek şey; “15 Temmuz 2016’dan bugüne kadar geçen süre 1401 gündür. Bununla birlikte, 15 Temmuz 2016’dan 15 Temmuz 2020’ye kadar geçen süre de 1461 gün olacaktır,” cümlesinin o açıklamada neden yer aldığıdır. Önündeki ve sonundaki paragraflarla bir ilişkisini kuramadığım bu cümle ile Sayın Bahçeli ne demek istemiştir? Aklımdan çıkmayan budur.
- İYİ Parti lideri Meral Akşener’in memleket masası önerisi
Akşener’in bu yapıcı önerisine muhalefet olumlu yaklaşırken, iktidar kanadı ama daha önce MHP çok sert sözlerle karşı çıktı.
HDP’nin memleket masasına dahil edilmemesi eleştiri aldı.
Meral Akşener, partisinin konuşulmasını sağlayan, siyaseti bilen bir lider olduğunu gösterdi.
İyi Parti’nin MHP’nin yerine geçmek, MHP’nin de bunu engellemek istediği yorumları yapıldı. Evet, İyi Parti MHP’nin yerine geçmek istemektedir. Ama geçmek istediği yer ittifak içindeki yeri değil siyasetteki yeridir.
- 27 Mayıs darbesi
27 Mayıs öncesinde CHP’li iki ismin (Özel, Kaftancıoğlu) söylemlerinden darbe iması çıkarılarak zemin hazırlandı. Yassıada’da yapılan tesislerin açılışı da alet edildi ve CHP bir kez daha her kötülüğün anası oldu. Burada amaç darbeyi değil CHP’yi suçlamaktır.
27 Mayıs Türkiye’nin çok partili siyasi hayatı sürdürmekte yaşadığı acı bir bunalımdır. Demirel’in dediği gibi “Suçlanabilecek kişiler, olaylar vardır. Tümü hadise ile ne iktidarın ne muhalefetin suçu değildir. Geleneklerin, kurumların olmayışı, siyasi kadrolarının tecrübesizliği, halkın bilinçsizliği çok partili hayatın önündeki önemli engellerdir.”
Bu tartışmalar, Türk solunun sağ kesimi yekpare bir blok olarak görme huyu ve kolaylığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Ayın yorumu:
- Muhalefet; 15 Temmuz kalkışması, HDP’nin siyasetteki konumu ve sınır ötesi harekâtlar konusunda Erdoğan’ın belirlediği alanın dışına çıkamamaktadır.
- Seçmenin yüzde 40-45’lerde oyu olan iki bloktan ibaret gözükmesi ve bu denklemi Kürt seçmenin oyları ile tepki oylarının bozacağının düşünülmesi nedeniyle kulis, kriz, lobi ve ittifak siyaseti yapılmaktadır. Siyaset, seçmene sırtını dönmüş gözükmektedir.

