Ne Ekonomisti, Ben Komünistim!

Castro, Che ve yoldaşları, Amerikan mafyasının Küba’yı evleri gibi kullanmasına kucak açan Batista rejimini devirirler. Hükümet kurulacak ve iş bölümü yapılacaktır. İlk toplantı başlar.

Castro:  Aranızda ekonomist var mı?”

Che el kaldırır.

Castro: Ekonomi bakanısın.

Toplantı biter. İki yoldaş baş başa kalırlar, “Che, ekonomistlik de nereden çıktı?” “Ne ekonomisti? Kim komünist diye sormadın mı?”

Che, merkez bankasının başına getirilir, bürokratlıktan sıkılır Afrika’ya devrim yapmaya gider, oradan da Bolivya’ya…

Halka güvenilmez

Edward Bernays, kamuoyunu etkileyen, seçimlerde oylarımızı yönlendiren, yani halkla ilişkileri kuran adam. 1995 yılında 106 yaşında ölmüş.

Bernays, satışlarını artırmak isteyen domuz tüccarları için çalışırken, doktorlardan kahvaltıda domuz eti yemenin sağlığa yararlı olduğuna dair rapor almış. Raporu ABD bayrağıyla birleştirmiş ve ülke çapında reklam kampanyasına girişmiş.  “Amerika’nın milli kahvaltısı: Jambonlu yumurta.” Amerikalı olmaya zaten hazır olan ve hatta acele eden göçmenler başlamışlar milli kahvaltıya talim etmeye…

Bernays’ın bir başka işi Amerikalı kadınlara sigara içirtmek olmuş. Yirminci yüzyılın başlarında kadınların umumi yerlerde sigara içmeleri yasakmış. Tütün şirketleri Bernays ile anlaşmış. Bernays, New York’ta yılda bir yapılan ünlü resmigeçit gününde kiraladığı manken kızlara “Özgürlük için kibrit çak” sloganıyla sigaralarını yaktırmış. Olay olmuş. Feministler sigara içme özgürlüğü kampanyasını desteklemiş. Bir yıla kalmadan kadınlar erkeklerle birlikte zehirlenme eşitliğine kavuşmuş!

Politikacılara danışmanlık da yapan Bernays yazdığı kitapta şöyle der:

“Halka güvenilmez. Yanlış adama oy verip zararlı şeyler peşinde gidebileceklerinden, yönlendirilmeleri gerekir.”

Centilmenler Savaşı

1.Dünya Savaşı, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında 11 Kasım 1918 tarihinde saat 11.00’de (on birinci ayın, on birinci gününün, on birinci saati) imzalanan ateşkes anlaşmasıyla sona erer. Bir İngiliz asker o günü ve saati günlüğünde şöyle yazmış:

“Onuncu saatin son saniyesinde ateş kesildi. Bir Alman askeri savaşın son dakikasına kadar İngiliz cephesini makineliyle taradı.

Saatin dolmasıyla siperinden dışarı tırmandı miğferini çıkardı. Yıllardır savaştığı düşmanları önünde nazikçe selam verdi. Arkasını dönüp gitti.”

Her zaman yapacak bir şey vardır.

NESTLE elemanları Afrika’nın yoksul ülkelerindeki hastanelerde üstlerinde yalandan beyaz önlüklerle yeni doğum yapmış annelere süt tozu dağıtırlar. Kutunun ambalajında sağlıklı, sarışın, mavi gözlü güzel bir bebek resmi vardır.

Yoksul anneler “benim çocuğum da böyle olacak” diye sevinir. Bebeğini emzirmez, bu bedava mamayı verir, emzirmediği için sütü kesilir. Bedava mama biter almaya gücü yetmez. NESTLE’nin verdiği süt tozuna su katar sonuçta bebekler yeterli beslenemez, anne sütü almadıkları için bağışıklık sistemleri de zayıflar.

Emzirmek aynı zamanda bir nevi doğum kontrolüdür, anneler emzirmeyi bıraktığı için hamile kalırlar, nüfus artar, yoksulluk büyür. Yetersiz beslenme, pis sular ve bağışıklık sistemi çökmesi sonucu Afrika’da her yıl milyonlarca çocuk ölür.

Gündüz Vassaf ve arkadaşları bir adet hisse senedi alarak NESTLE’nin yıllık toplantısına katılırlar. Bebek katliamına dikkat çekip hesap sorarlar. Dünya sağlık örgütü toplantısına katılır bebek ölümlerine dikkat çekerler ve NESTLE bu pazarlama yöntemini bırakmak zorunda kalır.

“Yazıda geçen anekdotlar ,

Gündüz Vassaf-Ne Yapabilirim?/Geleceğe Kartpostallar adlı kitaptan alınmıştır.”

Yorum bırakın