
Demirel, Cumhurbaşkanlığı süresince vatandaşları arasındaki birliği korumaya özel önem vermiştir.
Bu kapsamda bütün vatandaşlarına, tüm siyasî partilere, sivil toplum örgütlerine eşit uzaklıkta olmuş ve hiçbir ayrım yapmamıştır.
Devletin ve milletin ortak bir paydada buluşmasını sağlayacak dengeleri titizlikle gözetmiştir.
Farklılıkları değil ortak noktaları ön plana çıkararak moral ağırlık tesisine çaba sarf etmiştir.
Birlik ve beraberliği pekiştirici eylem ve etkinliklere özel önem veren Demirel, Atatürk’ü ideolojik ve kuramcı yaklaşımlara hapsetmeden milletin tamamının benimseyip, seveceği bir yere oturtmaya çalışmıştır.
Atatürk’ü bu ülkede yaşayan herkesin benimseyip, seveceği ve etrafında kenetlenebileceği bir değer olarak görmüştür.
Büyük Atatürk etrafında toplanmak gerektiğini her fırsatta dile getiren Demirel’e göre Atatürk’ün etrafında toplanmak demek; devletin birliği, vatanın birliği, bayrağın birliği ve dilin birliği etrafında toplanmak demektir.
Demirel’e göre, Atatürk, bu ülkenin bin senede bir defa yetiştirdiği büyük bir kahramandır ve dâhidir. Onu sevmek, kadirşinaslıktır, akıllılıktır ve insanlıktır.
Atatürk’ün yaptığı işin ve başarısının büyüklüğünü anlamak için; “Cumhuriyet öncesinde ülkenin ne kadar yorgun düştüğünü, ülkenin askerinin, silahının, hiçbir şeyinin kalmadığını, ülkenin çeşitli köşelerinin işgal edilmiş olduğunu; yani Atatürk’ün lisanıyla “ahval ve şerait”in ne olduğunu hatırlamak yeterli olacaktır.” diyen Demirel onu büyüklüğünü şöyle izah etmiştir:
Atatürk, bir ordu toplamaktan önce milleti bir şuur etrafında toplamaya çalışmıştır. Savaşa kudret veren ve kazandıran güç bu millî şuur olmuştur.
“Hâkimiyet kayıtsız, şartsız milletindir.” diyerek imparatorluğun tebaasını, cumhuriyetin vatandaşı ve bu devletin eşit hak sahibi, eşit hisse sahibi yapmıştır.
Cehalete, yoksulluğa, çaresizliğe, karanlığa karşı amansız bir savaş açmış ve şöyle demiştir:
Efendiler, artık vatan imar istiyor, zenginlik ve refah istiyor. İlim ve marifet, yüksek medeniyet, hür fikir, hür düşünce istiyor. Şeref, namus, istiklal, hakiki varlık, vatanın bu taleplerini tamamen ve hızla yerine getirmek için esaslı ve ciddi bir çalışmayı emreder.
Atatürk, ülkesinden çıkardığı düşmanlara savaş biter bitmez dost elini uzatmıştır.
Aktif siyasi hayatta olduğu dönem içerisinde Atatürk’ün kurduğu bir siyasi partiyle rekabet ve siyasi mücadele içinde olan Demirel, bu mücadeleyi Atatürk’ün şahsını yıpratmadan ve yıprattırmadan yapabilmiştir. O dönemde partili arkadaşlarına şöyle seslenmiştir:
Atatürk’ün yıpranmasına hiç bir şekilde razı olmayacağız. Millete hizmet yoluna çıkan herkes Atatürk’ün yerilmesine, yıpratılmasına veya tabu haline getirilmek suretiyle yıpratılmasına rıza göstermeyecektir.

