Yoksulsun, Yoksuluz, Yoksullar

Yoksulluğun kentlisi var, köylüsü var, göreli olanı var, mutlak olanı var. Bunların tanımları ve tarifleri var. Bunları biliyoruz. Bir de yoksul olduğu halde bunu bilmeyenler var. Bunu kader bilenler var. Bunu normal görenler var. Bunlar için yazıyorum:

  • Salih Amca, üniversitede okuyan ve hafta sonları size uğrayan torununun cebine -paran var iken- harçlık koymuyorsan cimrisin. Koyamıyorsan yoksulsun.
  • Ayşe Teyze, doğalgaz faturası seni kombi operatörü yaptıysa ve ısınamıyorsan yoksulsun.
  • Akşama kadar direksiyon sallayan taksici kardeş -içmesen iyi olur ama- 15 lira verip bir paket sigara alamadığın için tütün sarıp içiyorsan yoksulsun.
  • Hüseyin Bey, -alkol sağlığı zararlı ama – canın ayda hiç olmazsa bir kez arkadaşlarınla iki tek atmak istiyor da atamıyorsan yoksulsun. Yoksulsun, yoksulsun, sen yoksulsun arkadaş…
  • Mühendis bey, yıllardır bir otelde tatil yapamıyorsan -memlekette fındık toplamayı saymıyorum- yoksulsun haberin yok.
  • Doktor hanım, güç bela ve taksitle aldığın otomobile gözün yakıt göstergesinde biniyorsan sen de yoksulsun.
  • Emekçi kardeşim bir işin var ama çocukların et, süt, yumurta yüzü görmüyorsa yoksulsun. Bu sana normal geliyorsa cahilsin.
  • 10 yıldır aynı paltoyu ve takım elbiseyi giyen sayın şefim kusura bakma sen de yoksulsun.

Bugün bu ülkede dışarıda yemek içmek, dergi, kitap almak, gerektiğinde taksiye binmek dahi lüks sayılır olmuştur.

Bu topraklarda soğan, patates, ekmek, yumurta ve sıvı yağ hiç bu kadar konuşulmamıştır, bunlara ulaşmak hiç bu kadar zor olmamıştır. Bunlar eşitlik sağlayan gıdalardır.

Bu ülkede 22 milyon yoksul, 10 milyon işsiz bulunmakta, 7.5 milyon çocuk yeteri kadar beslenememektedir. Beslenmek, giyinmek ve barınmak insanoğlunun en temel ihtiyaçlarıdır ve bugün bu ülkede bu ihtiyaçlarını karşılayamayan sessiz milyonlar bulunmaktadır.

Yoksulluk kader değildir, işsizlik işsizin suçu değildir. Yoksulluğa, işsizliğe, haksızlığa, eşitsizliğe razı olunamaz, bunlara mazeretler üretilemez, bunlar insan onur ve haysiyetine aykırıdır.

DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, 1988 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı nedeniyle mecliste yaptığı konuşmada bu hususu şöyle dile getirir:

İnsan gibi yaşamanın maddî unsurları vardır, manevî unsurları vardır. Manevî unsurları maddî unsurlarından daha değerlidir. İnsan bir süre için fukaralığa katlanabilir; ama insan haysiyetsizliğe katlanamaz. Bunun yerleştiği toplumlarda, hiç korkmayın, eninde sonunda fukaralık ortadan kaldırılacaktır. Haysiyetli insan, yoksulluğu da bir yerde haysiyetsizlik sayacak ve onun çarelerini arayacaktır.( 20 Nisan 1988)

İşsizlik, yoksulluk ve eşitsizlik her dönemde ve her toplumda vardır. Bugünün farkı insanların işsizlik ve yoksulluktan kurtulma umudunun kalmamış olmasıdır.

İnsanını kaderleriyle baş başa bırakan, “İşsizsen işsiz kal, yoksulsan yoksul kal!” diyen bu düzen terör kadar önemli bir sorunumuzdur. Beka meselesidir.

Demokrasi daha iyisini isteyenler için vardır. Demokrasi insanın yaşam hakkının yanına insan gibi yaşama hakkını koymuştur. Yoksulun yoksulluğundan şikâyetçi olması ve sesini çıkarabilmesi demokrasi ile mümkündür. Demirel “Biz, demokrasiyi, yoksulluktan kurtulmanın çok önemli şartı saydık.” derken bunu kastetmektedir.

Doymuyorsan, iş bulamıyorsan, üşüyorsan, haksızlığa, eşitsizliğe maruz kalıyorsan, güvercin tedirginliğinde yaşıyorsan sorman gereken soru şudur:

Devlet ne güne vardır? Ne için vardır? Kim için vardır?

Yorum bırakın