“Süleyman Demirel” İsmi Bir Rektörü Neden Rahatsız Eder?

Rektörlüğünü yaptığı üniversiteyi kuran, geliştiren, bugünlere gelmesinde büyük katkıları olan bir devlet adamının isminin Selçuk Üniversitesi rektörünü neden rahatsız ettiğini, hangi saik ve güdüyle hareket ettiğini anlamış değilim.

Bulduğum tek gerekçe; bu kararı milletvekili adaylığından kalma siyasetçi kimliğiyle almış olabileceğidir. Aksi takdirde; S. Demirel ismi bir rektörü neden rahatsız etsin…

Sayın rektörün amacı yok saymak, unutturmak ise Demirel’in ismini kaldırması yetmez, üniversitenin tarihçesini de değiştirmesi gerekir. Bunu yapamayacağına göre Demirel ismi de o üniversitede hep var olacaktır.

Demirel, 1965 Türkiye’sinde -Konya’da bir üniversite kurulması kimsenin aklına gelmez ve gelemezken- Konya Meydanında, “Selçuk Üniversitesini kuracağız,” diyen bir liderdir.

1969 yılının Haziran ayında İstanbul’da açılışını yaptığı Konya Yükseköğretim Yurdunun defterine “Konya’da Selçuk Üniversitesini kurup bütün fakülte, enstitü ve yüksekokullarıyla birlikte memleketimizin ilim ve irfan hayatına büyük bir müessese olarak katılması en büyük arzumuzdur. Bir gün o da gerçekleşecektir,” yazmış bir başbakandır.

Üniversitenin internet sitesindeki tarihçede Selçuk Üniversitesinin kuruluşuna giden yolun en önemli aşamasının Mühendislik-Mimarlık Akademisi olduğu yazmaktadır. O akademinin kuruluşunda yine Demirel vardır.

“1970’te rahmetli Muhittin Güzelkılınç ve Konya Ticaret ve Sanayi Odası yöneticilerini çağırıp, “Türkiye sathında mimarlık, mühendislik akademileri açacağız. Yer bulun, Konya’ya bir mimarlık mühendislik akademisi açalım,” dedim. Bugünkü mühendislik fakültesinin kökü odur.” (7 Ekim 1998)

Selçuk Üniversitesi, 11 Nisan 1975 tarihinde yürürlüğe giren “4 Üniversitenin Kurulması ile İlgili 1873 Sayılı Kanun”a istinaden kurulmuştur. Altında Başbakan Süleyman Demirel imzası vardır.

28 Ocak 1977’de Konya’ya gelerek 1976-1977 ders yılının açılışını yapan yine Demirel’dir.

Başbakan olarak kurduğu üniversiteyi Cumhurbaşkanı olarak geliştiren ve büyüten yine Demirel’dir.

Cumhurbaşkanı Demirel, 19 Nisan 1996 ve 7 Ekim 1998 tarihlerinde Selçuk Üniversitesine gelerek rektörlüğü ziyaret etmiş, brifing almış, eğitim ve öğretim yılı açılışını yapmış ve:

S. Demirel ormanında fidan dikmiş,

Mesleki Eğitim Fakültesi binasının temelini atmış,

Mühendislik Fakültesi binasının açılışını yapmış,

Raylı sistemin kampüs güzergâhını hizmete açmış,

Fen-Edebiyat Fakültesi,

Tatlı Su şebekesi,

Veteriner Fakültesi Laboratuvarı,

Beden Eğitim ve Spor Yüksekokulu binası,

Diş Hekimliği Fakültesi binası,

İletişim Fakültesi binası,

Üniversite Televizyonu,

Radyoloji-Radyoterapi, Klinik Blok ile Radyoloji Üniteleri,

Kalp Merkezi açılışlarını yapmış, öğrenci yurtlarının temelini atmıştır.

Dönemin rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Kutlu’nun ifadeleriyle, ikinci bir tıp fakültesi açılması için YÖK’e yazılı talimat veren Cumhurbaşkanı Demirel’dir. Demirel sayesinde kurulan ikinci tıp fakültesi, bugünkü Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesidir.

Üniversite fikrini Konyalılara mal eden, üniversiteyi kuran, geliştiren, üniversitenin her sorunu ve talebini takip eden yine Demirel olmuştur.

7 Nisan 2000 tarihinde dönemin başbakanı merhum Bülent Ecevit’e bir mektup yazmış, üniversitelerin genel sorunlarının yanı sıra Selçuk Üniversitesiyle ilgili olarak;

“Selçuk Üniversitesi kampüsünde 1996 yılında başlatılan bir kampanya ile 1.500 dekarlık arazide bir orman tesis edilmiştir. Bu alanı sulayacak olan “Malas göleti” bir an önce bitirilmelidir.

Raylı sistem kampus lojmanlarına kadar uzatılmalıdır.

Konya-Afyon devlet yolu üzerinde bulunan kampus girişine alt ve üst geçit yapılması hususunda gerekli çalışmalar yürütülmelidir,” ricasında bulunmuştur.

Cumhurbaşkanlığı süresinin bitmesinin ardından 4 Ekim 2001 ve 1 Ekim 2002 tarihinde Selçuk Üniversitesine gelerek eğitim ve öğretim yılı açılışını yapmıştır.

4 Ekim 2001 tarihindeki konuşmasında üniversitenin kuruluş hikayesini anlatırken şunları söylemişti:

“Konya’mızın bu köşesinde, bizim gelip birçok kere temel attığımız yerde, -bozkırdı burası- bir ilim müessesesi yükselmiştir. Bu ilim müessesesinin geçmişiyle ilgili çok güzel şeyler söylenildi ama bir iki şeyi de benden dinleyin.

1976-1977 eğitim öğretim yılında üniversite açılıyor, iki fakülte yedi bölüm, 327 öğrenci ve iki kadrolu öğretim üyesiyle faaliyete geçiyor. 327 öğrenci, bugün 60 bin öğrenci. Kaç sene geçmiş? 24 senede 327 öğrenciden 60 bin öğrenciye gelmişsiniz.

Bunun adına gelişme derler, gelişme. Ve kendiliğinden olur mu gelişme? Hayır. Ağaç kendiliğinden olur mu? Hayır. Eğitim kendiliğinden olur mu? Hayır. Ya neden olur? Müsait bir toprak bulup oraya tohum atacaksınız. Tohum atılmış, tohum toprağını sevmiş, olmuş fide, sonra olmuş fidan. Sonra ağaç olma yoluna dönmüş, hem gövdesi işe yarar, hem meyvesi işe yarar hâle gelmiş. İşte bugünkü olay bu…!”

Bütün bunları düşününce -amacı siyaset yapmak değilse- Demirel isminin bir rektörü neden rahatsız ettiğini anlamak mümkün değildir.

O Demirel ki;

Cumhurbaşkanlığı yaptığı yedi yılda üniversitelere 253 ziyaret yapmış, 465 etkinlikte bulunmuştur. Rektörler her an ve kolaylıkla kendisine ulaşabilmişlerdir.

Üniversite rektörlerini her yıl Köşk’te toplamış bu toplantılarda dile getirilen sorunları dönemin başbakanlarına bir mektupla iletmiştir.

Türkiye cumhuriyetinin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 25 yıl önce 19 Nisan 1996 tarihinde bu üniversitede yaptığı konuşmada şunları söylemişti: 

“50. yılında Konya Selçuk Üniversitesi, Amerika’nın en ileri üniversitesiyle boy ölçüşebilmeli… İşte gayret o olmalı, hedef o olmalı.”

Sayın rektörün uğraşması gereken Demirel’in ismi değil bu hedefe ulaşmak olmalıydı.

Demirel yaşıyor olsaydı ne derdi:

Bu kararı sağduyu sâhiplerinin insaf ve vicdanlarına sığdıracaklarını sanmıyorum.

Yel kayadan ne aparır?

Hizmet erbabını silmeye çalışmanın kimseye faydası yoktur. Okuduğum okul, geçtiğim yol, yaktığım ışık, yattığım hastane ne zaman yapılmış? Bir gün düşünecektir.

Bir altın kaseye, bir taş atsalar kase ne kaybeder, taş ne kazanır?

Yorum bırakın