Apolet Kravat ve Darağacı

Dr. Burak Kürkçü, ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü doktora tezi olarak hazırladığı çalışmasını “Apolet, Kravat ve Darağacı” adıyla kitap haline getirmiştir.

“Apolet”le askeriyeyi, “kravat”la diplomatları, “darağacı”yla siyasetçileri kast eden yazar, bu kesimlerin dış politika ve ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda en doğru kararları almak için birlikte hareket ettiklerini belirtmektedir.

Demirel, dış politikayı nasıl yönetmiştir? Nasıl bir dış politika liderliği sergilemiştir? İç politika ile dış politikada farklı bir Demirel mi vardı? Devlete ve devlet kurumlarına nasıl baktı? Diplomasi onun için ne ifade ediyordu? Buna benzer cevaplanmamış sorulara cevap arayan kitap, Demirel’in haşhaş, ABD ambargosu, Kıbrıs, Ege Denizi karasuları, Nahcivan, S-300 füzeleri, İran ile yaşanan sınır krizi ve Kardak krizi sırasında akılcı, pragmatist, ihtiyatlı, maceradan uzak başarılı bir liderlik sergilediğini tespit etmektedir.

Yazar, her fırsatta Amerikancı diye suçlanan Demirel’in ABD’nin çıkarlarıyla örtüşmeyen kararlara imza atmasını, her krizde barışçı ve uzlaşmacı bir yol izlediği halde Öcalan krizinde karşı ülkeleri tehdit etmekten geri durmamasını “söz konusu dış politika ve ulusal çıkarlar olunca milli meselelerde engel ve sınır tanımaması” olarak yorumlamaktadır.

ABD’nin gizliliği kaldırılmış arşiv belgelerini inceleyen yazar; haşhaş ekim yasağının ABD açısından ne denli önemli olduğunu Türkiye’nin kavrayamadığını düşünen ABD’nin; ciddiyetini göstermek için Sultan Ahmet Camii’ni bombalamayı dahi düşünmesine ve ambargo krizi sırasında Demirel’in ABD tarafından “Maharetli Manevracı” olarak nitelendirilmesine dikkat çekmektedir.

Yazar bu çalışması nedeniyle, 250’ye yakın yazılı eser, 2000’den fazla arşiv belgesi incelemiş, diplomatlarla, askerler ve siyasilerle görüşmüştür. Dr. Burak Kürkçü, kitabında Demirel’in dış politika liderliğine ilişkin şu çarpıcı değerlendirmeleri yapmaktadır:

Dış politika liderliğinde akılcılık, Kantçı pragmatizm, vizyonerlik ve maceradan uzak bir anlayış öne çıkmaktadır.

Karşılaştığı her dış politika krizinde barışçı doğasını ve uzlaşmacı taktiklerini sergilemiştir.

Demirel, diplomasinin hassas yürütülmesi ve iyi yetişmiş Türk diplomatlarının eline teslim edilmesi gerektiğine inanır.

Demirel dönemlerinde Hariciye, kurumsal kültürünü ve reflekslerini muhafaza edebilmiş ve kritik konularda beyan ettiği fikir ve öneriler büyük oranda dikkate alınmıştır.

Demirel’in geçmiş tecrübeleriyle şekillenen liderlik anlayışı sayesinde devlet kurumları dış politika yapımına daha fazla dahil olabilmişlerdir.

Demirel, devlet kurumlarına doğrudan teslim olarak her dediklerini yapmaktan ziyade, onların kurumsal tecrübelerinden süzülen önerileri kendi filtresinde süzerek nihai kararlarını veren bir anlayışı benimsemiştir.

Yazara göre Demirel’in Cumhurbaşkanlığı dönemindeki dış politika liderlik anlayışında şu hususlar ön plana çıkmaktadır:

  • İç politika dinamiklerinden uzak, önyargısız ve tarafsız bir yönetim anlayışı göstermiştir.
  • Tecrübesini başbakanlarla paylaşmak yoluyla birliktelik sergilemiştir.
  • Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’yla ön görüşmeler ve istişareler gerçekleştirerek kurumlar arası uyum ve koordinasyonu tesis etmiştir.
  • TBMM’nin dış politika yapım sürecine dahil olmasına ve her konuda bilgilendirilmesine gayret etmiştir.
  • MGK başkanı olarak bu kurulu daha da etkin kullanmış ve kurulun çalışmalarını titizlikle yürütmesine özen göstermiştir. MGK’yı yönetirken herkese söz vermek, uzmanlık alanına uygun sorular sormak ve tüm üyeler fikir birliğine varıncaya kadar herkesi ikna etmek yoluyla Askeriye’nin diğer üyelerin üzerinde baskı oluşturmasının da önüne geçmiştir.

17 Aralık 2019 tarihli yazıda Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Aydın Şıhmantepe’nin “Türk Dış Politikasında Bir Lider: Süleyman Demirel” adlı kitabını incelemiştim. https://demirelnederdi.com/2019/12/17/demirel-turkiyeyi-hak-ve-cikar-kaybina-ugratmamistir/

O kitapta aynı Dr. Burak Kürkçü’nün, “Apolet, Kravat ve Darağacı” adlı kitabı gibi “Demirel’in karar alıcı olarak dâhil olduğu dış politika krizlerinin tümünü başarı ile yönettiğini, yaşanan hiçbir krizde Türkiye’yi çıkar ve hak kaybına uğratmadığını tespit etmişti. O yazıyı şöyle bitirmiştim:

 Demirel, kendisinin tarihteki yerini sorgulayan bir köşe yazarına 17 yıl önce şu cevabı vermişti:

“Tarihin inkârcı değil, tarafsız olabilmesi halinde bizim, tarihe nasıl geçeceğimiz hakkında en ufak bir endişemiz yoktur.”

Dr. Burak Kürkçü, yaptığı bu çalışmayla Demirel’in tarihteki yerine doğru bir kayıt düşmüştür.

Yorum bırakın