DP Mirası Denizdeki Define mi?

smart

Demirel, 14 Mayıs 2003 tarihinde Güniz Sokak’taki evinde konuklarıyla sohbet ediyordu. “14 Mayıs 1950 fevkalade önemli bir gün,” diyerek söze başlayan Demirel, cumhuriyetin kurulmasının birinci, 14 Mayıs 1950’nin ikinci devrim olduğunu belirtti ve şunları söyledi:

1950 beyaz devrimdir. 1946 şafağında bayrağı eline alıp 1950’de iktidara gelen Bayar, Menderes ve arkadaşları destandır, efsanedir. DP devlete milletin gücünü katmıştır.

14 Mayıs 2001 tarihinde Gazi Üniversitesine giderek “14 Mayıs” konulu bir konferans veren Demirel günün anlam ve önemini şu sözlerle açıklamıştı:

“14 Mayıs 1950, Türkiye’de; 900 sene zarfında iktidarın ilk defa millet iradesiyle,  kansız, kavgasız, hilesiz, entrikasız oy pusulasıyla değiştiği tarihtir.

Ülkenin üstündeki örtü kalkmıştır. Bu örtünün altında ne vardı? Bu örtünün altında cahillik vardı, bu örtünün altında yoksulluk vardı, bu örtünün altında çaresizlik vardı, bu örtünün altında ıstırap vardı. Neye rağmen? Cumhuriyetin 1923’ten 1950’ye kadar bütün gayretlerine rağmen… Örtünün altı buydu.”

Demirel’e göre 14 Mayıs 1950 seçimleri, “Devlete hep veren” durumundaki Türk halkının, “Devletten hizmet” talebinde bulunabilmesinin, işsizliği, fukaralığı ve cehaleti kader bilmekten vazgeçmesinin yolunu açmıştır. “Biz, demokrasiyi, yoksulluktan kurtulmanın çok önemli şartı saydık” derken de bunları kast etmektedir.

Demirel, verdiği bir mülakatta “İşsizlik, fukaralık, cahillik kader olarak bilinmişse, bu, kaderin yanlış olarak bilinmesidir. Çünkü Cenab-ı Allah bütün insanların istediğini verse, deryasından bir damla eksilmez. Binaenaleyh, fukaralığı kader bilme, kaderi yanlış bilmedir,” der. (Köprü-1986)

14 Mayıs 2001 tarihindeki konferansta dinleyicilerin sorularını da cevaplayan Demirel, bir soruyu cevaplarken 14 Mayıs’a şu anlamı yüklemişti:

“Düşünce özgürlüğü; gayet tabiî düşünceye kimse karışamaz, mümkün değildir ama korkunun hâkim olduğu bir yerde zihinler ne derece düşünce özgürlüğüne sahiptir? Korkuyu ortadan kaldırabilmek, önemli olan mesele budur. 14 Mayıs 1950 olayının en önemli taraflarından birisi, korkuyu ortadan kaldırmaya yönelmiş olmasıdır.”

13 Ocak 2000 tarihinde Demokratlar Kulübü üyelerini kabul eden Cumhurbaşkanı Demirel’in o günkü değerlendirmeleri de şöyleydi:

“Türk demokrasisine çok partili hayatı, -çok partisiz demokrasi olmazdı zaten- büyük ıstıraplara katlanarak mal etme, ona gelenek kazandırma, görenek kazandırmadaki büyük hissenizi kimse unutamaz.

Demokrat Partinin Türkiye’ye yaptığı en büyük iyilik, bu ülkenin insanlarını vatandaş seviyesine çıkarması ve onun keyfini tattırmasıdır.

46 şafağında açılan bayrak ve yanan meşale bugün de devam ediyor ve millete mal olmuş bir meşaledir. Milletin esamesinin okunur hâle getirilmesi olayıdır.

Demokrat Parti bana göre mazi değildir. Yani, ortaya koyduğu fikriyat, ortaya koyduğu hedefler çok güzel hedeflerdir, ülke insanının haysiyeti için, hürriyeti için, refahı için yola çıkılmıştır. Bu ölmeyen bir şeydir, ebedidir.”

Güniz Sokakta konuklardan birisi, R. Tayyip Erdoğan’ın DP mirasına sahip çıkan beyanını sorduğunda Demirel şu cevabı vermişti:

– DP mirası denizdeki define gibi, sahipsiz mal bulanın mıdır? Ben desem ki, Vehbi Koç’un mirası benimdir, mirası benim olur mu? (23 Mayıs 2003)

Yorum bırakın