TBMM Kuvvetleniyor, Cumhurbaşkanı Zayıflıyor

İyi Partinin açıkladığı ‘İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e dair önerilerin; mevcut sisteminin yarattığı tahribata duyulan tepkinin izlerini taşıdığı, adeta yoğurdu üfleyerek yediği görülmektedir. Tahribat varsa tepki doğaldır. ‘İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme isteği şimdiki sisteme duyulan tepkiden doğmuştur. Aksi halde ne yeni sisteme ne de yeni önerilerde bulunmaya ihtiyaç duyulmazdı. Ancak tepkiyle hazırlanan anayasaların, sistem değişikliklerinin yeni sorunları beraberinde getirdiğini gördük yaşadık. Bizim bu etki-tepki, tepki-etki kısır döngüsünden çıkmamız gerekir. Mevcut sistem bir ucubedir. Bu ucubeye bakarak geleceği planlayamayız.

Hazırlanan metnin önerileri, hedefleri ve bir hikâyesi var. Ancak bugüne duyulan tepki önerilerin üstünü örtmüş, hikâye heyecan vermiyor, umut vaat etmiyor.

On yıllardır dünyanın ilk 20 ülkesi içinden çıkarak ilk 10’a giremiyoruz. Neden?

Yönetenleri değiştiriyoruz, anayasayı değiştiriyoruz, yönetim sistemlerini değiştiriyoruz ama işleyen bir devlet, işleyen bir demokrasi, işleyen bir ekonomik düzen kuramıyoruz. Neden?

İyi Partinin ‘İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e dair önerileri bu sorulara cevap vermiyor. Bunun nedeni, nasıl bir Türkiye istendiği düşünülerek değil bugünkü Türkiye’den nasıl çıkılacağı düşünülerek yazılmış olmasıdır.

Bu genel değerlendirmemin ardından açıklanan önerilere ilişkin şunları söylemek mümkündür.

  • İyi Partinin önerisi TBMM’ni kuvvetlendiriyor, takviye ediyor. Cumhurbaşkanına, M. Soysal’ın ifadesiyle; “partiler üstü hakemlik” görevi veriyor.
  • Cumhurbaşkanının seçilme usulüne, siyasi partilerin ortak çalışması ve milletin talebi doğrultusunda karar verileceği belirtilerek yer verilmemiş. Cumhurbaşkanının konumunu belirliyorsanız, nasıl seçileceğine dair de bir önerinizin olması gerekir. Zira cumhurbaşkanının nasıl seçileceği, seçilenin görev ve yetkilerini nasıl kullanacağını etkileyecektir. Cumhurbaşkanı sembolik olacak, temsil edecek ve hakemlik yapacaksa halkın oylarıyla değil, TBMM tarafından seçilmesi gerekir.
  • Cumhurbaşkanından ‘sosyal iktidar’ kullanarak siyasetin ve devletin sıkıştığı noktalarda kurumlar arası uzlaşma sağlaması isteniyor. Genelkurmay, MİT, Diyanet İşleri Başkanı gibi pozisyonlarla, büyükelçilerin ve valilerin atanmasında söz sahibi olmaktan başka gücü olmayan bir cumhurbaşkanı bu uzlaşmayı nasıl sağlayacak? Düdüğü, kartı, hüküm verme yetkisi olmayan hakem olur mu?
  • Cumhurbaşkanının tarafsız olması vatandaşta haklarının devlet yönetimince korunacağı duygusunu sağlamaya yeter mi? Halk anayasada ne yazıldığına bakmaz, cumhurbaşkanına “Seyirci misin, ne yapıyorsun orada?”  der ve yüzünü başka yöne çevirir.
  • TBMM’nin böylesine güçlendiği bir sistemde, ülkemiz geçmişte olduğu gibi olağanüstü siyasi krizler yaşarsa ve TBMM’nin kendisi tartışılır hale gelirse ne olacak? Bunalımdan çıkış için gereken demokratik mekanizmalar nelerdir? Bu mekanizmaları harekete geçirme yetkisi kimdedir?
  • Hükümet güvensizlik oyuyla düşerse yeni bakanlar kurulunu oluşturacak olan başbakanını meclis seçecek. Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini bu kişiye verecek. Yani meclis yeni hükümeti kuracak olanı belirlemeden mevcut hükümeti yıkamayacak. ‘Yapıcı güvensizlik oyu” denilen bu sistem hükümet istikrarsızlığını önleyecek önemli bir tedbirdir. Ancak başbakan kendiliğinden istifa ederse, bütçesi ret edilirse cumhurbaşkanı yeni hükümeti kurma görevini kime verecek?
  • Meclisin çıkardığı yasaların cumhurbaşkanınca yayımlanması gerekecek mi? Cumhurbaşkanı kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilecek mi? Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilecek mi? Milletlerarası antlaşmaları onaylama ve yayımlama hakkı var mı? Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunabilecek mi?
  • Güçlü parlamentonun güçlü parlamenterlerden oluşacağından yola çıkarak parlamenterleri güçlendirmeye dönük önerilerde bulunulmuş ancak ortaya konulan öneriler parlamenterleri seçildikten sonra güçlendirmektedir. Oysa bir parlamenterin gücünü nasıl seçildiği ve seçim bölgesindeki desteği belirler. Milletvekili, adaylarının belirlenme usulüne ve milletvekili sayısına ilişkin bir öneri yok.
  • Dar bölge ya da daraltılmış bölge yöntemine, kullanılan oyları, en yüksek oy alan parti lehine ipotek altına alacağı gerekçesiyle karşı çıkılmaktadır. Oysa bu yöntemde partiler değil adaylar ön plandadır. Bölgesinde güçlü, seçmenle irtibatı iyi olan adaylar hangi partide ise o parti seçimi kazanır. Bu sistemde seçmen seçtiği milletvekilini, seçilen de bölgesini daha iyi tanır. Parlamenterleri güçlendirecek olan genel başkanın isteğiyle değil seçmenin desteğiyle gelmeleridir.

NOT: Öneri metnine damgasını vuran kelime “güç” olmuş. Metinde güç ve gücün kullanımı 185 yerde geçerken demokrasi ve demokrat 76 yerde geçiyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem, güçlü kuvvetler ayrılığı, güçlü sivil toplum, güçlü devlet, güçlü ekonomi, güçlü meclis, güçlü parlamenterler, güçlü yerel yönetimler, güçlü denetim, güçlü hukuk sistemi, güçlü Türkiye, güçlü yarınlar, güçlü gençler…

Yorum bırakın