
Süleyman Demirel’i kendi deyimiyle medeniyetçilik kavgasının içine sokan köylünün fukaralığını, yoksulluğunu görerek, köylünün içine düştüğü ıstırabı bilerek büyümüş olmasıdır.
Yaşadığı, şahit olduğu yokluk, yoksulluk, kıtlık, kuraklık manzaraları ve bu manzaraların içindeki insanlar için mühendis olur, siyasete girer.
Demirel, Adalet Partisi 2. Büyük Kongresinde genel başkanlığa aday olduğunda delegelere şöyle seslenir:
– Mustarip insanların dert ve meşakkatleri, on yaşımdan beri benim içime işlemiştir. İşte ilham kaynağım, işte beni hizmete teşvik eden sebep… Yurdun tozlu topraklı yollarına bizi senelerce mecnun gibi düşüren sebep… (28 Kasım 1964)
- Şehirde ne varsa, köyde o olacaktır.
- Medeniyetin bütün nimetlerini, ülkemin her köşesine götüreceğiz.
- Ücra köşe, garip kişi bırakmayacağız.
- Fukaralık, işsizlik, cahillik ve çaresizliği yeneceğiz.
Bu sloganlar ilhamını, unutulmuş milyonların sessiz ıstırabından ve isyanından alır. Demirel bu ıstırabın temsilcisi, bu isyanın sesi olur.
Kişiyi vatandaş haline getirme, devleti, milletin devleti yapma mücadelesine güç veren isimler ve sesler vardır. Demirel bunları şöyle anlatır:
– Ben, devlet “askere gel,” dediğinde anasını, karısını, çocuğunu bırakıp askere giden, devlet “vergi ver,” dediğinde “ne vereyim, elimde bir şey yok,” demeden vergisini veren ama ülkenin idaresinde söz hakkı olmayan Kara Hüseyin Onbaşı’nın hakkını aradım.
– Yüz yirmi şehit vermiş köyümüzde yalnız başına yaşardı ve “vatan sağ olsun.” derdi, Zede (Zahide) nine, yanık bir ağıt yakarcasına, iki oğlu için sabahlara kadar ağlardı. Bazen de vergisini ödeyemediği için tahsildar kap kacağını götürdüğü için ağlardı. Yaşlı, tükenik, acılı Zede Nine’nin sesi hep kulağımdadır.
– Musa Efendi Medresesinin bir odasında Sakine Teyze otururdu. Yaşlıydı. Bakacak kimsesi yoktu. Fiziki gücü yoktu ki çalışsın. Bizim insanımız onurludur. Kimseye halini söylemez. Devlet burada lazımdır. Ülkede nice Sakine Teyze’ler olduğunu hep düşündüm. ‘65 Yaş Kanunu’nun ilham kaynağı da Sakine Teyze’dir. “Yaptığım en iyi işlerden biridir,” diye hep söylerim.
Bu manzaraların, bu insanların, bu seslerin üzerinizde etkisi olması için içinizde insan sevgisi, memleket sevgisi, merhamet ve vicdan olmalıdır.
Demirel, 5 Temmuz 1962 tarihinde Yol dergisine yazdığı bir yazıda insanı ve memleketi sevmeyi şöyle tarif eder:
– Memleket meselelerini halletmek için konuşmaya oturur üzerinizden iki defa güneş doğar ve batar farkına varmazsınız. O zaman, her şeyi yaparsınız. Zira sevgi kadar derin bir kaynak yoktur.

