
7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti ile başlayan çok partili demokrasiye geçiş, Türkiye’nin siyasal modernleşme tarihinde en önemli dönüm noktasıdır.
Bu tarihi günde Merhum Demirel’in DP ve devamı partilerle ilgili değerlendirmelerini, misyona sahip çıkışını aktarmak istedim.
7 Ocak 2004- Güniz Sokak
Demirel’in o günkü konukları arasında “DP ve 1960 ihtilali” konusunda tez hazırlayan bir öğrenci vardı. Bu öğrencinin soruları ve Demirel’in cevapları şöyle idi:
– Türkiye’nin çok partili hayata erken geçtiği, o dönemde toplumun buna henüz hazır olmadığı, yönünde görüşler var. Sizin düşünceleriniz nelerdir?
– 57 sene sonra bu muhakemeyi yürütemeyiz. Çok partili hayata geçip geçmeme diye bir opsiyonumuz yoktu. Geçmesek dünya ile birlikte olamazdık. Geçtik ama yürütemedik. 1946 seçimleri tartışmalı, 1950 seçimleri tartışmasız geçti. 10 sene sonra sıkıntı çıktı.
624 sene sonra halkın siyasi iktidarı kendi elleriyle tayin etmesi önemli bir hadisedir. Çok partili hayatla birlikte örtü kalkmış, halkın durumunun ne olduğu ortaya çıkmıştır. Halk iktidarının en önemli yanı halkın arzuları istikametinde ihtiyaçların yönlendirilmesi ve yönetilmesidir. Halk bu imkânı ele geçirmiştir.
– Serbest Fırka ile Demokrat Parti’nin kuruluşları arasında bir benzerlik var mıdır?
– Yöntem olarak kıyas, çok kere yanlış netice verir. İkisinin şartları değişiktir. Serbest Fırka olayında toplumda bir zorlama, bir istek yok. Sadece Atatürk’ün isteğidir. Atatürk bakıyor ki tek parti ile olmuyor en yakın arkadaşlarına partiyi kurduruyor. Halk ardına düşüyor, devrimleri yaşatma zorlaşınca, “Kapatın” diyor, kapatılıyor.
Demokrat Parti öyle değil. CHP tek parti. Kim parti kursa CHP’den olacak zaten.
– 27 Mayıs darbesi ve bu darbeye halkın desteği ve tepkileri nasıldı?
-Darbe kural dışı bir olaydır. Tasvip edip etmemeye bağlı değildir. Kimse ses çıkaramaz. Kendi gücüyle iktidar tayin eden bir halk, bundan niye vazgeçsin? Ve bunu niye alkışlasın? Halk, kendisini üstün güç olmaktan neden çıkarsın? Halk karşıdır, ama yaptırım gücü yoktur. Türkiye gibi 600 sene kendi iradesinin sahibi olmamış bir halk, iradesine güçle sahip çıkamaz. Ancak sandıkta sahip çıkar. 1961 seçimlerinde CHP yüzde 38, AP yüzde 34 oy almıştır. İhtilale karşı olanların oyları yüzde 62’dir.
– Darbeye CHP mi neden olmuştur?
– Bu çeşit suallerin evet hayır diye bir cevabı yoktur. 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti iktidara gelince CHP muhalefet olmuştur. Bu Türkiye’nin henüz bilmediği bir sistemdir. 27 sene iktidar olmuş, Atatürk’ün kanatları altına sığınan ve her şeye sahiplenen bir partinin karşısında iktidar olmak da zordur. Böyle bir partinin muhalefet yapması da zordur. Başında İnönü’nün bulunması bu zorluğu daha da artırmıştır. İnönü gibi güçlü, ülke sathında Garp cephesi kumandanı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yapmış, Cumhuriyetin kurucusu birinin muhalefeti kolay değildir. Bu muhalefeti bize de yaptı. O kürsüye madalyasını kordu, biz madalyasız çıkardık. Biz onunla mücadelemizde, “Sıkışınca kürsüye madalyayı koyuyorsun, biz de madalya yok,” derdik. Biz köylüyü adam etmeye çalışıyoruz Suçlanabilecek kişiler, olaylar vardır. Tümü ile hadise ne iktidarın ne muhalefetin suçu değildir. 27 Mayıs bir talihsizliktir. Ülkeye çok büyük zararlar vermiştir
Neticesine bak, devlet gerilemiştir. Rejimi zedelemiş, milleti incitmiştir. Adnan Bey gibi bir adamı asan Türkiye… Bölünmüş Türkiye’yi biz birleştirdik.
– AP bir boşluğu mu doldurmuştur? Bir misyon partisi midir?
– AP bir misyonu devam ettirmiştir. Düşen bayrağı yerden alarak, demokrasi, kalkınma, imar ve inşa misyonunu yeniden sürdürmüştür.
26 Temmuz 2002- Güniz Sokak
Seçim olmuş, Demokrat Parti iktidara gelmiş, çiftçisi, avukatı halkın gerçek temsilcileri meclise gelmiş. Anadolu’nun üstündeki çul kalkmış. Görülmüş ki, çulun altı çıplak.
O günkü siyasi iktidar; güvenle, inançla ve milletten destek görerek bir büyük hedefe ulaşmak için işe koyulmuştur. İnançla yola çıktığınız zaman, yeşereni kurutmak isteyenlerle karşılaşırsınız.
Kıymetini bilmedik, rahmetli Adnan Bey’i astık. İktidara geldik. Onu asanlara dedik ki, “Darağacının altında ot bitmez, siz cinayetle övünüyorsunuz!”
Benim oturduğum salonda darağacının gölgesi vardı…
23 Mayıs 2003-Güniz Sokak
Konuklardan birisi, Tayyip Erdoğan’ın DP mirasına sahip çıkan beyanını sordu.
Demirel:
– DP mirası denizdeki define gibi, sahipsiz mal bulanın mıdır? DP- AP- DYP aynı çizgi. Ben desem ki, Koç’un mirası benimdir, mirasına ben sahibim olur mu?
Miras sahipsiz kalmamalı. Felsefesi ayaktadır. Darılmadan ve kırılmadan, o ağacı yeşerteceğiz.
25 Haziran 2003-Güniz Sokak
Bu bir maratondur. Ayrık otu öyle bir ottur ki kurur, tekrar yeşerir. Buradan sökersin, şurada biter. Tarladan gitmez. Madem ayrık otuyuz yeni topraklara gideceğiz.
Saman alevi gibi olanlara itibar etmeyin. Ocak burası, ev burası….
18 Şubat 2004- Güniz Sokak
Miras sahipsiz kalmamalı. Felsefesi ayaktadır. Darılmadan ve kırılmadan, o ağacı yeşerteceğiz. Ağacı yeşertmeye memur olanlar, bunu yapamıyorsa yapacaklar gelir.
Bugünün meselesi bu ağacı yeşil tutmaktır. Hepimizin görevi odur.

