Demirel’den Bugüne DairTarihi Bir Bakış

Vefatının üzerinden 10 yıl geçti.

Merhum Demirel’i, İsrail-Filistin-İran konusundaki güncel krizlere ışık tutacak şekilde yaptığı değerlendirmelerden bazılarını paylaşarak anmak istiyorum:

İran Cumhurbaşkanı, “Türkiye’nin İsrail’le olan münasebetlerinden biz rahatsızız.” Dedi. Neden rahatsızsınız? “İsrail’i biz sevmiyoruz.”

Kendisine söyledim ki, benim ecdadım bu Filistin denen ülkeyi 1517’de fethetti ve 1917’de bizim elimizden burayı aldılar. Bu 400 sene Müslümanız diyenlerin Kudüs’ten bir şikâyeti oldu mu? Hayır. Hristiyanların oldu mu? Hayır. Yahudilerin oldu mu? Hayır, hiç kimsenin olmadı.

Osmanlı Devleti çökünceye kadar, bugün İsrail’in bulunduğu toprakları muhafaza eden kim? Benim ecdadım. Ve bu İsrail Devletinin kurulmasına biz başlangıçta karşı çıkmışız, kurmayın bu devleti burada demişiz, dört büyük devlet gelmiş kurmuş; Fransa, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya; biz karşı çıkmışız.

Bana birçok Arap ülkesi seneler önce geldi dediler ki, “Biz İsrail’den rahatsızız” Ben de “denize dökün, ne duruyorsunuz?” dedim “Dökemiyoruz” dediler. Bizden ne istiyorsunuz? “Eğer bizim gelip denize dökmemizi istiyorsanız, biz orada yokuz; o 1517 senesindeydi.” (Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Harp Akademileri Komutanlık Konferanslarında yaptıkları Konuşma- 13 Mayıs 1998)

“İsrail, buradan bir yere gideceğimize ölelim diyor”

İki tarafta barış istemiyor. İsrail de istemiyor. Filistinliler de istemiyor. İsraillilerde üçüncü kez bölgeden çıkarılma korkusu var.

1917 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour, Rothschild’e yazdığı mektupta, “Filistin’de Yahudilerin bir yurdu olmalı.” diyor. Ama, devleti demiyor. 1948’de devlet ortaya çıktı. Burada evvelâ Almanya bir yer tutmak istemiştir. Osmanlı idaresi altında iken, Almanlar, bölgeye Yahudileri yerleştirdiler. Almanların başka niyetleri vardı.  (Siyasetin Hem İçinden Hem Dışından)

Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat İsrail ile, İsrail Başbakanı Rabin de Arafat’la anlaştığı için öldürüldüler. İkisi de barış istediği için öldürüldü.

2000 Ağustos’unda Arafat-Barak-Clinton anlaşmasından Arafat caymasa idi, barış olmuştu. Arafat’a “Niye caydın?” diye sordum. “Korktum” dedi. Filistin’de, “Anlaşmayı yapan lider kendi topraklarını İsrail’e vermiş sayılır,” korkusu var. İsrail’de, “Birinci kez Babil, ikinci kez Roma dağıttı, dünyaya dağıldık. 3. defa dağılamayız. Buradan bir yere gideceğimize ölelim,” düşüncesi var. (Siyasetin Hem İçinden Hem Dışından)

“Tek şeritli bir onbaşının gücü burada asayişi, barışı sağlamaya yetiyordu”

Filistin 400 sene Osmanlı idaresinde kalmıştır. İsrail Eski Başbakanı Barak bana dedi ki: “Bu ülke de Osmanlı idaresi varken tek şeritli bir onbaşı burayı idare ediyordu. Yani tek şeritli bir onbaşının gücü burada asayişi, barışı sağlamaya yetiyordu.” Ben de kendisine dedim ki; “O şerit var ya, onun arkasında kudretli bir devlet vardı, o devlet zalim bir devlet değil, halkı kucaklayan bir devletti. Kimsenin dinine karışmadı.

“Her iki tarafta adeta barışı istemiyor”

Şimdi neden burada bir barışa gidilemiyor? Çünkü her iki tarafta adeta barışı istemiyor. Çünkü adeta halklarından korkuyorlar. Çünkü barış olursa “az verdin çok verdin” gibi tartışmalar ortaya çıkacaktır. (9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in TV 8’de Yayınlanan 8.Gün Programında Yaptığı Konuşma- 12 Mart 2002)

Demirel’i her geçen gün biraz daha özlemle, şükranla ve saygıyla anıyoruz, arıyoruz.

Mekânı cennet olsun.

Yorum bırakın