Demirel Hükümetleri Ülkemize Ne Kazandırmıştır?

A- Adalet Partisi Hükümetleri (1965-1980)

Türkiye DP döneminde başlayan ve 27 Mayıs ihtilali ile yarım kalan kalkınma hamlesine 1965 sonunda Demirel hükümeti ile yeniden başlamıştır.

1967’de uygulamaya konulan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, özel kesime daha fazla ağırlık veren bir karma ekonomi düzeni sürdürülmüş; devletin, özellikle altyapı yatırımlarını geliştirmesi, eğitim, sağlık gibi sosyal amaçlı yatırımlar yapması politikaları ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Ekonomik hayatın düzenlenmesi amacı ile vergi, kredi, para ve dış ticaret politikaları ile istikrarı sağlayacak politikalara ağırlık verilmiştir.

Türkiye’de sanayinin şekillenmesi, çeşitlenmesi ile Türk ekonomisinin ve ihracatının büyümesinin temelinde o dönemde çıkarılan Yatırımları ve ihracatı teşvik edici 933 Sayılı Kalkınma Planı, Başbakanlık’a bağlı Yatırımları ve İhracatı Teşvik Bürosu ile çıkarılan kararnameler vardır.

1971 yılında hükümeti bırakan AP, 1975 yılı Mayıs ayında kurulan koalisyon hükümeti ile tekrar işbaşına gelmiş ve bu iktidar bir aylık aranın ardından 1977 yılı sonuna kadar devam etmiştir.

1975-1977 yılları arasında bozulmuş dengelerin yerine oturtulması, kalkınmanın yeniden başlatılması gayretleri sürdürülmüş ve ülkede yatırım hevesleri yeniden canlanmış, ekonomi tekrar üretir hale gelmiştir. Yatırımlar imalat sanayiinde yoğunlaşarak, 1974’de 636 olan anonim şirket sayısı 1977 yılında 1,584’e yükselmiştir.

1975- 1977 yıllarında yıllık ortalama büyüme yüzde 6,5 ve ortalama enflasyon yüzde 15 olmuştur.

1978 yılı başında kurulan CHP hükümeti döneminde ekonomik ve siyası sıkıntılar ağırlaşmış ve 1979 yılında Türk ekonomisi ciddi bir darboğaza girmiş, başta döviz olmak üzere, pek çok temel mal ve tüketim maddelerinde yokluklar ve kuyruklar baş göstermiştir. Enflasyon artmış, dış borçlar ödenemez hale gelmiştir.

Böyle bir ortamda yapılan ara seçimde, iktidar partisi büyük oy kaybına uğramış ve AP, beş milletvekilinin tamamını almıştır. Bu sonuçlar karşısında istifa eden CHP hükümetinin yerine AP azınlık hükümeti kurulmuştur.

Bu ağır şartlarda bir azınlık hükümeti kurularak, parlamenter demokratik sistemin ayakta kalması sağlanmıştır.

AP hükümeti ülkeyi ekonomik krizden kurtarabilmek için, kısa ve orta vadeli bir istikrar programı ve orta vadeli yapısal uyum programı hazırlayarak, 1980 Ocak ayında uygulamaya koymuştur.

24 Ocak Kararları olarak bilinen bu programın amacı; kısa vadede döviz darboğazını aşmak, yokluk ve kıtlıklara son vermektir. Orta vadeli hedefi ise, ekonomiyi yeniden istikrara kavuşturarak enflasyonu düşürmek, yatırımları, üretimi ve ihracatı artırmak ve istikrar içinde ekonomik büyümeyi tekrar sağlamaktır.

Bu çerçevede;

  • Teşvik ve yabancı sermaye sistemi yeniden düzenlenmiş,
  • KİT fiyatlarının tespitinde piyasa şartlarının dikkate alınacağı bir çerçeve oluşturulmuş,
  • Sübvansiyonların azaltılmasına dönük politikalar benimsenmiş,
  • Türk Lirası dövizler karşısında gerçek değerine getirilerek, gerçekçi kur politikası uygulamasına başlanmış,
  • İhracat teşvik edilmiş ve dış ticaret daha liberal hale getirilmiş,
  • Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin teşviki genişletilmiş,
  • Turizmi teşvik kararları alınmıştır.

24 Ocak Kararları süratle etkisini göstererek, 100 günün sonunda yokluk ve darlıklar ortadan kaldırılmış, çift fiyat ve karaborsa önlenmiş, döviz transferi düzenli olarak yapılmaya başlanmıştır.

1965-80 döneminde GSMH yılda ortalama yüzde 6 büyümüştür. Kişi başına milli gelir 258 dolardan 6 kat artarak 1,570 dolara çıkmıştır.

Enflasyon oranı (GSMH deflatörü) yıllık ortalama yüzde 19,7 olmuştur.

İhracat 6 kat büyümüş ve 464 milyon dolardan 2,9 milyar dolara yükselmiştir. Sanayi mallarının toplam ihracat içindeki payı yüzde 19,6’dan yüzde 36’ya çıkmıştır.

Milli gelir dağılımının daha dengeli bir biçime yönelmesi, böylece refahın yaygınlaştırılması, ülkenin imar edilmesi, insanın temel ihtiyaçlarının (beslenme, mesken, sağlık, eğitim) teminat altına alınması ve adil gelir dağılımının sağlanmasına yönelik politikalar izlenmiştir.

Altyapı ve sosyal yatırımların, ülkenin her yöresine, bilhassa kalkınmadan hissesini almamış bölgelere dengeli bir şekilde yönlendirilmesine ağırlık verilmiştir.

1965-1980 yılları arasında sektörler itibariyle şu gelişmeler sağlanmıştır

  • Tarım

Verimlilik :

Türkiye’de 1965 yılına kadar ekilen arazilerin artışı ile üretim artışı sağlanabilmiştir. Esas verimlilik artışı, 1965 yılından sonra başlamış ve 1980 yılına kadar önemli ürünlerin verimlerinde yüzde 50-70 oranında artış olmuştur.

Tohum :

Buğday üretiminde yüksek verimli Meksika menşeli tohumların Türkiye’ye girişi, 1967 yılında bir kampanya şeklinde başlamıştır.

Daha sonra SSCB’den getirilen yüksek verimli Besozta tohumu ile uygulama genişletilmiştir.

Bu uygulamanın yapıldığı bölgelerde verimin büyük oranda arttığı görülmüştür. Tohumculuğun bugün ulaştığı seviyenin temelleri o günlerde atılmıştır.

Gübre :

1965 yılında 800 bin ton olan kimyasal gübre kullanımı 1980 yılında 7,5 kat artarak 6 milyon tona ulaşmıştır. 1965 yılında Türkiye’de 300 bin ton dolayında gübre üretilirken, 1980 yılında tüketilen gübrenin üçte ikisi yurt içinde üretilir hale gelmiştir. Kütahya, Samsun, Elazığ, İstanbul, Akdeniz ve Bandırma Gübre Sanayileri 1965-80 arasında kurulmuştur.

Sulama :

1965 yılında 500 bin hektar dolayında olan sulama alanları 1980 yılında yaklaşık 4 kat artarak 2,0 milyon hektara ulaşmıştır.

GAP’nin planlanması, projelendirilmesi ve bazı ünitelerinin temellerinin atılması bu dönemde gerçekleştirilmiştir.

Traktör Parkı:

1965 yılında 54.668 olan traktör mevcudu 1980 yılında 8 kat artarak 436.369 adede ulaşmıştır.

Tarım ürünlerine dayalı hububat, meyve ve sebze işleme sanayilerinin özel sektöre dayalı olarak kurulması, 1965 sonrası dönemde gerçekleşmiştir. Hayvancılık ürünlerini işleyen sanayilerin kamu tarafından bu dönemde kurulması, sonradan bu sanayilerin büyük ölçekli ve entegre olarak özel sektör tarafından kurulmasına öncülük etmiştir.

1965-80 dönemi yüksek verimli tohumların, kimyasal gübrenin, makinalaşmanın, sulamanın, zirai mücadelenin Türk tarımında yaygın olarak kullanıldığı bir dönemdir.

  • Elektrik Enerjisi

1965 yılında elektrik enerjisi üretim gücü 1940 Mw olup, üretim 5 milyar Kwh’dır. 1971 yılında kurulu güç 2.578 Mw’a, üretim ise 9,8 milyar Kwh’ya ulaştırılmıştır. Bu tarihlerde başlatılmış olup devam eden projeler sonucunda 1980 yılında kurulu güç 5.118 Mw’a, üretim ise 23 milyar Kwh’ya çıkarılmıştır. 1980’deki kurulu güç, 1965’in 3,4 katı olmuş, 1980 yılında üretim 1965 yılı düzeyinin 4,7 katına ulaşmıştır.

1965-1980 döneminde büyük projelere başlanmış, 54 baraj ve HES işletmeye alınmıştır.

Köy Elektrifikasyonu :

1965 yılında Türkiye’nin 35.850 köyünden yüzde 1’ini teşkil eden 375’inde elektrik vardır.

1980 yılında elektrik ulaştırılan köy sayısı 18 bin 345’e çıkmış ve köyde yaşayan nüfusun yüzde 80’i elektriğe kavuşmuştur.

Elektrik Nakil ve Dağıtım Şebekesi :

Türkiye 1965 yılında 23.815 km’lik bir enerji nakil hattına sahiptir. 1980 yılında toplam şebeke uzunluğu 206.128 km olmuştur.

Sanayileşme :

Elektrik enerjisinin artırılması ve kullanımının yurt sathına yaygınlaştırılması, sanayileşme hamlesinin itici gücünü teşkil etmiş ve sanayinin geliştirilmesine yönelik politikalar ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu politikalar sonucu, Süleyman Demirel döneminde ülke önemli sanayi kuruluşlarına kavuşmuştur.

Demir – Çelik :

1965 yılında Türkiye’nin, Karabük ve Erdemir’ olmak üzere iki entegre demir-çelik tesisi vardır. 1966 yılında üçüncü entegre tesis olan İskenderun Demir Çelik Tesislerine başlanmıştır. Bu tesisin işletmeye alınması ile, 1980 yılında ham çelik üretimi 2,5 milyon tona ulaşmış ve 1965 yılı üretiminin 5 katına çıkmıştır.

Çimento :

1965 yılında 15 fabrikada 3,2 milyon ton çimento üretilmektedir. 1980 yılında çimento üretimi 4 kat artarak 13 milyon tona ulaşmış ve Türkiye, dünya ülkeleri arasında 13 ‘üncü sıraya yükselmiştir.

Kağıt :

1965 yılında bir kağıt fabrikası ile 98.300 ton kağıt üretimi olan Türkiye, 1980 yılına kadar Çaycuma, Dalaman, Aksu, Afyon, Silifke, Balıkesir kağıt kompleksleri ve özel sektöre ait 27 kağıt üretim tesisi ile toplam üretimini 470 bin tona ulaştırmıştır.

Petrol Rafinerileri :

1965 yılında 3 rafineride 921 bin ton üretim yapılabilmektedir. İpraş Rafinerisi’nde yapılan tevsiatın yanında, Aliağa ve Kırıkkale Rafinerileri ile yılda 12 milyon ton rafinaj kapasitesine ulaşılmıştır.

Suni gübre :

1965 yılında 312 bin ton suni gübre üretim kapasitesine sahip olan Türkiye, 1980 yılında Elazığ, Samsun, İskenderun, Akdeniz Gübre, Bagfaş, Gemlik ve İGSAŞ gübre tesisleri ile 10 gübre fabrikasına sahip olmuş ve yıllık üretimini 4 milyon tona çıkarmıştır.

Şeker :

Türkiye’de 1965 yılında 600 bin ton şeker üretilmekteydi. 1980 yılına gelindiğinde şeker üretimi, 20 fabrika ile 1 milyon tona yükselmiştir.

Otomotiv :

1965 yılında otomotiv sanayii üretimi 10 bin 450 adet olup, bunun 6.419 adedi traktördür. 1970’li yılların sonlarında otomotiv sanayii üretimi 150 bin civarına çıkmıştır.

Metal Sanayileri :

Kurulduğu dönemde dünyanın en büyük alüminyum kompleksi olan Seydişehir Alüminyum Tesisleri 1967 yılında gerçekleştirilmiştir.

40 bin ton blister bakır kapasiteli Karadeniz Bakır Tesisleri, bu yılların eseridir. 33.500 ton metal çinko üretim kapasiteli Kayseri ÇİNKUR tesisleri 1977 yılında Süleyman Demirel tarafından işletmeye alınmıştır.

Ayrıca, Türkiye Aksaray Motor Fabrikası, Eskişehir Lokomotif Fabrikaları, Sivas Vagon Fabrikası, Kayseri Takım Tezgahları Sanayii, Diyarbakır Elektro Mekanik ve Türbin Sanayii AP Hükümetleri döneminde gerçekleştirilmiştir.

22 Eylül 1969 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Tuzla’nın Aydınlı Koyu’nu Gemi İnşa ve Yan Sanayi Bölgesi ilan edilmiştir. Böylece modern anlamda Tuzla Tersanesinin kurulması sağlanmıştır. Pendik Tersanesinin temeli, 29 Mayıs 1969 tarihinde  atılmıştır.

  • Ulaştırma ve Haberleşme

Ulaştırma :

1965- 1980 döneminin en belirgin özelliği, köy ve köylüye dönük politikaların ağırlık kazanmasıdır. Nitekim, köy yolları 1980 yılında 172 bin km’ye ulaşmıştır.

Demiryollarında, güç kaynağının sıvı yakıttan elektrifikasyona dönüştürülmesine başlanmıştır.

Ankara – İstanbul Hızlı Demiryolu, Yatırım Programına 1976 yılında alınmış, ancak, sonraki hükümetler bu yatırımı durdurmuşlardır.

Atatürk Havaalanı tevsi edilmiş, buna Çiğli, Adnan Menderes, Dalaman, Gaziantep, Erzurum, Kars havaalanları eklenmiştir. Telefon abone sayısı 1 milyon 180 binden 1980 yılında 12 milyon 500 bin adede ulaşmıştır.

İstanbul Birinci Boğaziçi Köprüsü ve çevre yollarının temeli 1970 yılında atılmıştır.

Radyo ve TV :

1965’te yüzde 42’si ancak radyo dinleyebilen Türkiye’nin, 1980’de yüzde 100’ü radyo dinleyebilir hale gelmiştir. Ülkemizde TV yayınları 1968 yılında başlatılmıştır.

  • Sağlık

1965 yılında 10 bin 895 olan doktor sayısı 1980 yılında . 27.241 ‘e, 1932 olan diş doktoru 7.077’ye çıkmıştır. 1965 yılında 416 olan sağlık ocağı sayısı 1.467’ye, 621 olan hastane sayısı 827’ye çıkmıştır.

  • Eğitim.

1965-80 döneminde ilkokul sayısı, 29.585’den 44.296’ya, ortaokul sayısı, 861’den 4.103’e Fakülte ve yüksekokulların 87’den 347’ye ulaştırılmıştır.

  • Kültür, Sanat ve Spor

1965-1980 döneminde kütüphane sayısı 226 dan 517 ye çıkarılmıştır. İstanbul Kültür Sarayı’nın temeli 1969 yılında atılmıştır. Spor Bakanlığı kurularak il ve ilçelerdeki spor merkezlerinin sayısı artırılmıştır. 1965 yılında spor kulüplerine kayıtlı sporcu sayısı 20.364 iken 1980 yılında 184.2444e çıkmıştır.

  • Turizm

1963’de Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 198 bin, Turizm geliri 7 milyon dolar iken, 1980’de Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 1.57 bine, turizm geliri de 326 milyon dolara yükselmiştir.

B – DYP – SHP Koalisyon Hükümeti

DYP, 1991 yılında yapılan genel seçimde birinci olmuş ve SHP ile bir koalisyon hükümeti kurmuştur.

Süleyman Demirel başkanlığında kurulan 49’uncu Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin programında yer alan konuların en önemlilerini, demokratikleşme, reformlar ve kalkınma hamlesinin yeniden başlatılması teşkil etmiştir.

Demirel hükümetinin göreve başladığı 1991 yılında, büyüme yüzde O,4’e inmiş, işsizlik artmış, enflasyon yüzde 60’lar seviyesine çıkmıştı; yatırımlar yavaşlamış ve mali denge bozulmaya yüz tutmuştu.

En önemli sorun ise 1984 yılında silahlı eyleme başladığında, hafife alınan, “üç-beş çapulcunun işi” denilen bölücü bir hareketin bölgenin dağına taşına yerleşmiş, ülke sınırları dışına taşmış olması idi.

Hükümet, bir devlet sorunu haline gelen terörle mücadelede her şeyden önce bir toplumsal mutabakat oluşturulmuş, halkıyla, parlamentosuyla, basınıyla, meslek kuruluşlarıyla tüm Türkiye bu meselenin çözümü etrafında bir araya getirilmiştir.

Ülke bütünlüğü ve millî birlik üzerinde titizlikle durularak, terörle demokrasinin ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde başarılı bir mücadeleye girişilmiştir. Bölge halkına şefkatle yaklaşılması, kan dökenlerin tesirsiz hale getirilmesi stratejisiyle yürütülen mücadele başarıyla yapılmış, önceki dönemlerde kan dökerek korku salmayı başarabilen bölücü örgüt, devletin kararlılığı karşısında gücünü kaybetmiştir.

DYP-SHP Koalisyon hükümeti, bir yandan sosyal devlet ilkesine ağırlık verirken, diğer yandan 2000’li yılların ihtiyaçlarını göz önünde tutarak yeni bir altyapı ve sanayileşme hamlesi gündeme getirmiştir. Bu doğrultuda, ulaşım, sulama, iletişim ve enerji alanlarında etraflı bir mega projeler paketi hazırlanmış ve hükümet direktifi haline getirilmiştir.

Bu hükümet özellikle eğitim ve sağlık hizmetlerinde sosyal devlet ilkesine de bağlılık içerisinde önemli atılımlar başlatmıştır. Bu meyanda, yüksek öğrenim imkanının yaygınlaştırılması hedef alınmış; özel üniversitelerle birlikte 29 yeni üniversite kurulmuştur.

Yeşil Kart uygulaması ile “Paran yoksa öl” zihniyetine son verilerek ödeme gücü olmayanlara sağlık hizmetlerinden yararlanabilme imkanı sağlanmıştır.

13 Mart 1992 günü Erzincan’da meydana gelen deprem sonrasında yeni bir Erzincan’ın temelleri atılarak, eğitim, konut, alt yapı sorunları çözülmüş yeni bir Erzincan meydana getirilmiştir.

1992 yılında uygulanan politikalarla gerek sanayi üretim ve yatırımlarında, gerek tarımda önemli bir canlanma meydana gelmiş; bunun bir sonucu olarak da GSMH artışı yüzde 6,4 seviyesine çıkmıştır.

Enflasyon, %70’lerden, %50’lere düşürülmüştür. Sıfır büyümeden % 5.9, kalkınma hamlesine geçilmiştir. İşsizlik,  %8.3’ten %7.8’e geriletilerek, 500 bin insana iş verilmiştir. Bu rakamlar DYP-SHP Hükümeti’nin 500 gün zarfında uyguladığı politikaların, yaptığı icraatın akılda kalacak bir neticesidir. Enflasyon düşüyor, büyüme artıyor, işsizlik düşüyor. Bu 3 rakam dikkat çekicidir. Bu 3 rakam bütün ekonomilerin bel kemiğidir. O gün de öyleydi. Bugün de öyledir.

DYP-SHP Hükümeti’nin 500 gün zarfında uyguladığı politikalar sayesinde çiftçilerin reel gelirleri, 8.9, memurların reel gelirleri 15.5, işçilerin reel gelirleri 9.2, asgarî ücret 9.5; reel gelir olarak artmıştır. O dönemde sanayideki %2.7’lik büyüme, %5.8’e çıkarılmıştır.

Konut üretimi, bir önceki yıla göre %23 artmıştır. Bütün bunları yaparken, enflasyonun ana sebebi olan kamu kesimi borçlanma gereği, %16’lardan, %11’lere düşürülmüştür. Bunlar; ekonomiyi büyüterek, önemli projeleri sürdürerek, işçiyi, memuru, köylüyü, emekliyi enflasyona ezdirmeyerek, Devletin birikmiş 10 trilyon borcunu ödeyerek yapılmıştır.

Sonuç olarak;

Demokrat Parti ile başlayan, Adalet Partisi ile devam eden ve bugün Doğru Yol Partisi’nde misyonunu sürdürmekte olan siyasi çizginin ülkemize yaptığı en önemli hizmet, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesi yönünde yaptığı katkıdır.

Bu misyon, ekonomide her şeyden önemli olan yatırım iklimini yaratarak ve güven ortamını doğurarak özel teşebbüsün önünü açmıştır.

Bu siyasi misyon;

İlkokulu ülkenin her köşesine, ortaokulu kasabaya, liseyi de ilçeye indirmiş ve üniversiteyi üç büyük şehrin tekelinden çıkarmıştır.

Türkiye’yi karanlıktan çıkarmıştır.

Türkiye’de gidilemeyen köşe, ulaşılamayan insan bırakmamıştır.

65 yaşını doldurmuş yaşlı insanlara maaş bağlanmış olması çok büyük bir sosyal hadisedir.

Sağlık hizmetlerine verdiği önemle, hastaneleri ülkenin her köşesine yayma, hekim sayısını çoğaltma ve parası olsun olmasın herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanmasını sağlamıştır.

İğneden ipliğe her şeyi dışarıdan satın alan Türkiye her şeyi yapar hâle getirmiştir. Türkiye sanayileşmiştir.

Türkiye’nin dış ülkelere gönderdiği vatandaşlarının sayısı 1965’te 100 bin civarındayken bugün 3.5 milyondur.

Türkiye’nin ne siyah-beyaz, ne de renkli televizyonu vardı; bugün damlı evlerin üstünde anten, içinde renkli televizyon bulunmaktadır.

Bugün içtiğimiz su, yaktığımız ışık, geçtiğimiz yol, okuduğumuz okul, çalıştığımız fabrika, tedavi gördüğümüz hastane, seyrettiğimiz televizyon, konuştuğumuz telefon bu çizginin eseridir.

3 Replies to “Demirel Hükümetleri Ülkemize Ne Kazandırmıştır?”

  1. Yazıda verilen iddialar Vikipedi usulü numaralandırılarak numaraların kaynakları yazının en altına eklenirse daha iyi olacağını düşünüyorum. Şimdiden teşekkür ederim, İstanbul’dan selamlar ve sevgiler.

    Beğen

  2. 30 yıl iktidarda kalan biri neden sanayileşmeye gitmemiş bileniniz varmı yok kasıtlı olarak gitmemiştir çünkü kendi burda ama kafa kuyruğunu kaptırdığı kapana hizmet hesabındadırda ondan

    Beğen

    1. Demirel toplam 65 ten 93 e kadar yönettiği kısım sadece 10 yil bunu unutmamak gerekli gel gitli dönemdir demirel 7 sefer geldi 6 sefer gitti 65 ten 93 e kadar olan süreçte

      Beğen

Yorum bırakın