
Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Aydın Şıhmantepe bir ülkenin karşılaştığı dış politika krizlerinin yönetiminde karar alıcı liderin kim olduğunun önemli olduğu düşüncesini merkeze koyan bir dış politika analiz çalışması yaparak Süleyman Demirel’i incelemiş ve bir kitap haline getirmiştir.
Şıhmantepe, ‘Türk Dış Politikasında Bir Lider: Süleyman Demirel’ adlı kitabında Türkiye’nin 1923-2016 yılları arasında yaşadığı otuz altı dış politika krizinden -Demirel’in Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı dönemine rastlayan- on krizi inceledikten sonra vardığı sonucu şöyle ifade etmektedir:
Demirel’in karar alıcı olarak dâhil olduğu dış politika krizlerinin sonuçları dikkate alındığında tümünün başarı ile yönetildiğini söylemek mümkündür.
Yaşanan hiçbir krizde Türkiye’nin çıkar ve hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği gibi krizlerin sonucunda silahlı çatışma ya da savaş yaşanmamıştır.
Demirel’in bu başarısının sırrı Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Demirel’in dış politika davranışlarında süreklilik gösteren özelliklerini gösteren kitaptaki şu tabloda (197-Tablo 4.5) görmek mümkündür:
- Uluslararası dengeleri ve ittifakları gözetir.
- Çok yönlü politika arayışı vardır, diplomasi öncelikli davranır.
- Akılcıdır ve pragmatiktir.
- İçte ve dışta meşruiyete önem verir.
- Söylemlerinde kelimeleri kullanacağı tarafa göre seçer.
- Bilgiye açıktır, her değişen durumda bilgi alır.
- Doğrudan tehditkâr değildir.
- Karşı tarafı bilinmezle baş başa bırakarak düşündürür.
- Dışişleri bakanlığına önem verir.
- Realisttir gerektiğinde askeri tedbirleri almaya da yönelir.
- Realisttir olayları olduğu şekliyle değerlendirir.
- Gücünü ve yerini sağlamlaştırdıktan sonra hamle yapar.
- Devletin meselelerini ve krizleri sahiplenir.
- Genel yaklaşımı barışçıdır, sağduyuludur.
- Kararlılığı önemli bir önkoşul olarak görür ve uygular.
- Dış politikada devletin ortak aklından ayrılmaz.
- Dış politikada dili basit ve anlaşılırdır.
- Dış politika olaylarını içeriye basit ve anlaşılır dille aktarır.
Tarafsızlığı ve dürüstlüğüne herkesin kefil olacağı, çizgisini hiç bozmamış, gerçek bir gazeteci Sedat Ergin’in, Demirel’in Cumhurbaşkanı olarak oynadığı role ilişkin şu düşünceleri de Aydın Şıhmantepe’nin vardığı sonucu teyit eder niteliktedir.
“Demirel’in ilgisi olmasaydı, Türkiye’nin bu dönemde Kafkasya, Orta Asya, Balkanlar ve Arap dünyasında büyük bir zemin kaybına uğraması kaçınılmazdı. Demirel bu kaybı telafi etmekle kalmamış, söz konusu geniş coğrafyada Türkiye’nin çıkarlarını gözle görülür bir şekilde yaymıştır.
Türk kamuoyunun bir bölümü ikna olmuş gözükmese de, şu husus bir olgudur: Demirel, bugün uluslararası alanda çok az devlet adamına nasip olan bir itibar düzeyine sahip, kendisine ağırlık atfedilen, sözü dinlenen bir dünya lideridir.
Bir de görülmeyen rolleri var: Örneğin, 1995 yılında dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in Genelkurmay’la büyük bir uyum içinde İran’a helikopterle hava harekâtı düzenleme girişimini son anda öğrenip durdurması gibi…
İran, bir Suriye değildir. Türkiye ile İran’ı açıkça çatışmanın içine sokacak, Türkiye’yi uluslararası alanda saldırgan durumuna sokacak bu maceranın önlenmesi, Demirel’in Cumhurbaşkanlığında Türkiye’ye yaptığı en önemli hizmetlerinden birisidir.
Son tahlilde, devlet adamlarının değerlendirilmesinde hükmü tarih veriyor. Tarihin hükmü şekillendiğinde, Demirel’in Cumhurbaşkanlığındaki artıları bugünkünden çok daha berrak bir şekilde görülecektir.
Bir devlet adamı için en büyük mükâfat, bunun verdiği vicdan rahatlığı olmalıdır. (Sedat Ergin- Hürriyet-14 Mayıs 2000)
Demirel, kendisinin tarihteki yerini sorgulayan bir köşe yazarına 17 yıl önce şu cevabı vermişti:
“Tarihin inkârcı değil, tarafsız olabilmesi halinde bizim, tarihe nasıl geçeceğimiz hakkında en ufak bir endişemiz yoktur.
Aydın Şıhmantepe yaptığı bu çalışmayla Demirel’in tarihteki yerine doğru bir kayıt düşmüştür.


One Reply to “”