Demirel, Güniz Sokakta misafirlerine bir gün önce gittiği bir toplantıyı şöyle anlatıyordu:
- Toplantıda kadının toplum içindeki yerini de anlattım. Bir dinleyici “Kadınlar siyasette neden istenen nispette yer almıyor?” diye sordu. Şaka ile karışık, “Sen mi soruyorsun yoksa yanındaki hanımefendi mi sorduruyor? Yanındaki hanımefendi sorduruyorsa, işte onun için siyasette yokturlar,” dedim.
Demirel’in demek istediği şuydu: Siyasette kimse kimsenin önünü açmaz. Siyaset güçten anlar, gücünüzü ortaya koyun, sesinizi çıkarın ki var olasınız.
“Hak verilmez alınır,” diyordu kısacası.
Demirel, cumhuriyetin başarıları ve Atatürk’ün yaptıklarını anlatırken kadını toplum hayatına katmakla gücümüzü iki katına çıkardığımızı ifade eder ve şöyle derdi:
Büyük Atatürk daha 1922’de Konya’da bakınız ne diyor: “Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmî, içtimaî, iktisadî hayatta erkeğe ortak, yardımcı yapmak lâzımdır.”
Cumhuriyet ne yapmıştır? Kadını toplumun içine koymak suretiyle bu ülkenin gücünü katlamıştır. Odur Cumhuriyet; kadının toplum içine çıkması.”
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ya da bir diğer adıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü. İsmi ve tarihçesi ile ilgili çeşitli tartışmalar yapılsa da kadınların haklarını alma mücadelesinden doğduğu bilinmektedir.
Bu açıdan, Dünya Kadınlar Günü bir mücadelenin simgesidir. Bu mücadele evde, işte, sokakta, yönetimde hak ve söz sahibi olmak istemenin mücadelesidir.
Dünya kadınlar gününün kadınların haklarını alma mücadelesinin simgesi olduğu -öncelikle kadınlar- unutulmamalıdır. “Kadın evin direğidir.” “Kadının yeri başımızın tacıdır.” “Kadınlar çiçektir.” gibi özlü sözlerle geçiştirilmemelidir.
İstenilen seviyede olmasa dahi kadınların elde ettiği haklar, -diğer tüm haklar gibi- verilmemiş alınmıştır.
Bugün hala, kadınlar zihinlerde yargılanmakta, yasaklanmakta ve karşılarına her türlü sorun ve zorluk çıkarılmaktadır. “Ev hanımı” tabiri, cinsiyete dayalı iş bölümü kalıpları, çocukların, engellilerin ve yaşlıların bakımının kadınlara ait olduğu düşüncesi ve yargısı kadınların hayatın her alanında var olmalarını engellemektedir.
Kadını eve hapsetmek isteyenlerin iddia ettiği gibi kadın ve erkeğin farklı fıtratları varsa eğer bunlar biz erkeklerin unuttuğu hoşgörüdür, kaybettiği vicdandır, adalettir, cesarettir, merhamettir.
Sınır kapılarında kovulan, el kapılarında horlanan, gücü gücü yetene bir dünyada yaşıyoruz.
Temiz suya ve gıdaya erişmekte zorlanıyor, adaletsizlik, eşitsizlik, işsizlik, yoksulluk, açlık içinde kıvranıyoruz.
Müslüm Baba da diyor; “Yakarsa dünyayı garipler yakar.”
Ben de diyorum ki “Yıkarsa bu düzeni kadınlar yıkar.”


