
Bayram sabahları dokunsanız ağlarım ben. Dokunmasanız daha çok ağlarım. İçim dolar, yüreğim küçülür. Babamı kaybettiğimden beri bu böyledir. Ben de artık bir babayım ama bayram sabahları babam olsun isterim. Babamı isterim…
Babam işi gereği haftanın 4-5 günü ilçe dışında olurdu. Salı günü akşam üstleri gelirdi. Ben onun dönüşünü beklerdim ve şairin dediği gibi “oh!” der, göğsüne dayardım burnumu.
Bayramdan bir hafta kadar önce ve sonra evde olurdu. Bizim evde bayramlar uzun sürerdi, bayramlar bana babamı verirdi, ben bayramları çok severdim.
Babam, bayram namazından dönerken yanında muhakkak birilerini getirirdi. Camiden çıkanların içinden seçer bulurdu. Bazen hiç tanımadığı ama yolcu olduğunu anladığı kişileri bazen de kimi kimsesi olmayanları.
Bayram soframızın değişmeyeni, değişen misafirlerdi. Babamın geliri değişirdi, soframızın menüsü değişirdi ama bu değişmezdi. Bu değişmeyen kurala rağmen annem yine de pencereden camiye doğru bakar, babamın yanında birileri varsa telaşlanırdı. Misafire uygun olmadığını düşünür, sofrada değişiklikler yapmaya çalışırdı. Babamın öyle kaygıları yoktu. Bize yeten misafire de yeterdi, bizim yediğimizi misafir de yerdi.
Bayram telaşlarının yaşandığı, bayram kıyafetlerine sevinildiği, para verenlerden -hele de kağıt para ise! – başlanarak yaşıtlarımızla el öpmelere gidildiği bayramlar yaşadım.
İlk kez bir kumaş pantolonu (annem, eskiyen kazakların yünlerini karıştırarak pantolon örerdi) bir bayram sabahında giydim. Pantolonun kemerliğine asılı metal küçük çakıyı da unutmamıştı babam. Hem ağabeyime hem bana. (Benim çakımı ablam aldı ve hala da geri vermiş değil…) O gün duyduğum gibi bir sevinci bir daha hiç duymadım.
Babam, bayram olmayan bir sabahta, bayram sabahları yanında misafirlerle geldiği camiden namazını kıldı ve çıktı. Yolda fenalaştı, iki gün komada yattı.
Bayram olmayan bir sabahta, onun gelişini beklediğim pencereden, onun misafirlerle geldiği camiden, onun için verilen ‘sela’yı dinledim.
Siz hiç babanızın ‘sela’sını dinlediniz mi? Ben bir kere dinledim…
Sizin babanız yaşıyorsa ve ayrı iseniz gidin ziyaret edin, birlikte iseniz ona sevdiğinizi söyleyin.
Hadi kalkın! Gidin babanıza öpün elini, alın gönlünü…
Gidemiyorsanız, arayın. Ama basmakalıp sözlerle kutlamayın, öyle şeyler söyleyin ki siz geldiniz sansın…


Annemin selasını dinledim…. 1 Nisan 2020…. Anlatılmaz…. Allah rahmet eylesin canım Annem, kıymetli babanız ve tüm ölmüşlerimize inşallah……
BeğenBeğen