Demirel’in Demokrasi Mücadelesi: Anma Yazısı

Demirel’in vefatının üzerinden 11 yıl geçti. Beyefendiyi bu ölüm yıldönümünde, verdiği demokrasi mücadelesinin bir bölümünü aktarak anmak istiyorum.

12 Eylül darbecileri parti kademelerinde görev yapanlara 10, bu partilerin milletvekili ve senatörlerine ise 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirdi.

1983-1987 yılları arasında mahkeme kürsülerinde ve meydanlarda ‘Yasaklı Türkiye’den, yasaksız Türkiye’ye, susan Türkiye’den, konuşan Türkiye’ye geçişin mücadelesi veren Merhum Demirel, siyasi yasakların kaldırılması için yapılan referandum öncesinde 26 Nisan-5 Eylül tarihleri arasında çeşitli illerde düzenlenen açık hava ve salon toplantılarında 44 konuşma yaptı.

Demirel’in siyasi yasakların kalkması için yaptığı konuşmaların her biri bir hazinedir. Almasını bilen için derstir. Bu konuşmalardan yaptığım alıntılar, hem bugün bu ülkeyi yönetenlerin hem de bugün bu ülkede yaşayanların duymaları gereken sözlerdir.

Devletin nüfuz ve kudretini, hak, hukuk, adalet demeden kullanarak, her yaptıklarının doğru, her söylediklerinin doğru,  her düşündüklerinin doğru olduğunu, millete zorla kabul ettirmeye çalışanlar vardır. (26 Nisan 1987 -Trabzon)

Ülke meselelerine alâka duymaz, yanlışı alkışlar, doğruyu yaşatmaya gayret sarf etmezsek, her türlü kötülüğe maruz kalmamız doğaldır. (27 Nisan 1987- Rize)

Ülkeyi yönetenler, kendilerini ‘En büyük’ sayarlarsa, oturdukları koltuktan kalkmamak için her şeyi yapacaklardır. Hakkı, hukuku, adaleti; bir gerekçe bulup çiğneyebileceklerdir. İktidarlarını devam ettirmek, iktidarda kalmak uğruna girişecekleri hareketler; iktidarlarının ömrünü kısaltacaktır. Tarih, hep bunlara şahit olmuştur. (28 Nisan 1987-Artvin)

Rejimden bana ne? Bana geçim lâzım… diyenlerin, geçimin rejimden geçtiğini anlamalarına kadar, başımız dertten kurtulmaz.Hakkınıza sahip olmazsanız, ekmeğinize de sahip olamazsınız. (16 Mayıs 1987-Sakarya)

Siyasi arzu ve emellerini, çarpık bir hukuk meydana getirerek devam ettirmek isteyenlerin de ayağına, bir gün bu çarpıklık dolaşacaktır. (13 Haziran 1987- Erzurum)

Ülkeyi yönetenler, devlet gücü ve imkânlarını kullanarak, vicdanlar üzerinde baskı yapmaya çalışacaklardır.Memleketi kamplara ayırarak, iktidarda kalmak iktidar ihtirası içerisinde isteyeceklerdir. (14 Haziran 1987- Kars)

Ülke idaresini eline geçirenler, sadece iktidarlarını düşünüyorlar. İktidarlarını koruyabilmek için, devletin bütün imkânlarını savuracak kadar gözleri karadır. Bu devir süremez. Milletimiz böyle bir devri kapatacaktır. Yerine aydınlık bir devir açacaktır. (15 Haziran 1987- Ağrı)

Ülkeyi yönetenlerin zihinlerinde ve vicdanlarında, hak ve adalet duygusu yoktur. Demagojilere sığınacaklardır. Türkiye’de sağduyu ve vicdan vardır. Her türlü baskı ve demagojiyi işlemez hale getirecektir. (23 Haziran 1987-DYP Temsilciler Kongresi)

Devleti yönetenlerin ilk şartı, hukuka ve adalete saygıdır. Yalnız saygı değil, hukuk ve adaleti yaşamalarıdır. Kudret bizim elimize geçti, istediğimizi yaparız. Bu zorbalıktır. (29 Haziran 1987-Anadolu Kulübü)

Hak, hukuk, adalet, serbestiyet, partiye hayatiyet veren kavramlardır. Parti ondan sonra gelir. Aslına bakarsanız, parti onun için vardır. Siyaset de bunun için vardır. Bunu hedef almayan bir siyaset, entrikadan ibarettir. (30 Haziran 1987 Anadolu Kulübü)

Ülkeyi yönetenler, şayet bir kısım vatandaşlara, husumet, düşmanlık ve hınçla bakıyorlarsa, ülkeyi idare haklarına büyük bir gölge düşmüş demektir. (1 Temmuz 1987-Çorum)

Bir yere kadar, toplulukları aldatmak mümkündür. Ama ilânihaye aldatmak mümkün değildir. Ülkeyi idare edenlerin, doğruları söylemediği, artık millet tarafından biliniyor. (11 Temmuz 1987- Çankırı- Kastamonu)

Bir tarafta devletin bütün gücünü elinde tutan, bunu adaletsizce, hoyratça, vicdansızca, her türlü yalana başvurarak kullanan ülke yönetimi, diğer taraftan demokrasiyi, hakkı, hukuku, adaleti, eşitliği, refahı, insanlığı savunan vicdan sahipleri vardır. (18 Temmuz 1987-Elâzığ)

Demokrasi bir kelimedir ama pek çok kavramın özüdür. İnsanın, insan gibi yaşamasının adıdır. Korkusuz, yoksulluğun ve fukaralığın pençesinden kurtulmuş, zorun ve zorbalığın baskısına maruz kalmadan, insanların insan gibi yaşamasının adıdır. (25 Temmuz 1987-Kütahya)

Ortada haklılık ve haksızlık var. Ülkeyi yönetenler haksızlığı savunuyor. Siz bari hakka sahip çıkın. (1 Ağustos 1987-Şereflikoçhisar-Aksaray-Nevşehir)

Bir ülke refaha ulaşmak istiyorsa, insanını mutlu yapmak istiyorsa, imar ve inşa istiyorsa, ilk yapacağı iş, insanını vatandaş yapmaktır. (16 Ağustos 1987- Tekirdağ-Kırklareli)

Bir tarafta hak, bir tarafta haksızlık var. Haksızlığın yanında yer almışlardır. Hakkın şamarını yiyeceklerdir. (20 Ağustos 1987-Kocaeli)

Hayatı yaşayan halktır. Halk, daha çok ıstıraba talip olmaz. Onun için bu devri kapatacaktır. (22 Ağustos 1987-Bursa)

Bizim görevimiz milleti uyarmaktır.Bunların dediğini yapmayınız. Gösterdiği yola gitmeyiniz.Bunlara cesaret vermeyiniz.Bunlara teslim olmayın. Çekeceğiniz vardır. Çektiğiniz yeter! (23 Ağustos 1987-Balıkesir-Zonguldak)

Mekanı cennet olsun.

Yorum bırakın